Multilingual Turkish Dictionary

English Turkish

English Turkish
A TRUCE TO TALKING : English Turkish

n. konuşmaya ara verme

A TRUE BELIEVER : English Turkish

n. gerçek iman sahibi kimse

A WARM CORNER : English Turkish

n. tuzak

A WARM RECEPTION : English Turkish

n. sıcak karşılama, şiddetle karşılık verme

A WATCHED POT NEVER BOILS : English Turkish

aşında beklenen su kaynamaz (mecazi deyim)

A WATERY GRAVE : English Turkish

n. boğularak ölme

A WELL MATCHED COUPLE : English Turkish

n. uyumlu çift, birbirine uygun çift

A WHALE OF : English Turkish

çok, çok büyük

A WHALE OF A FELLOW : English Turkish

n. çam yarması, iri kıyım adam

A WHALE OF A LOT : English Turkish

adj. çok, pek çok

A WHILE : English Turkish

ir süre

A WHOLE DAY : English Turkish

ütün bir gün, günün tamamı için

A WHOLE WEEK : English Turkish

tüm hafta, yedi günün tamamı, bütün hafta

A WHOLE YEAR : English Turkish

365 günün tamamı, bütün yıl

A WILD GUESS : English Turkish

n. kaba bir tahmin

A WILD ONE : English Turkish

evcilleşmemiş hayvan; kontrol edilemez kimse veya şey; içgüdüsel olarak hareket eden ve ne yapacağı belli olmayan insan veya hayvan

A WINE OF QUALITY : English Turkish

n. kaliteli şarap

A WISP OF A BOY : English Turkish

n. ufak tefek çocuk

A WOMEN WITH A PAST : English Turkish

n. geçmişi maceralı kadın

A WONDER OF SKILL : English Turkish

adj. çok yetenekli

A WONDERFUL FRIENDSHIP EVOLVED : English Turkish

geliştirilmiş güçlü bir arkadaşlık

A WORD FOR THE WISE IS ENOUGH : English Turkish

akıllı olana bir söz yeter, eğer bir insan zeki ise ona bir kez söylemek yeter

A WORD IN SEASON : English Turkish

n. yerinde söz

A WORD OR TWO : English Turkish

n. iki çift lâf

A WORD TO THE WISE IS ENOUGH : English Turkish

akıllı olana bir söz yeter, eğer bir insan zeki ise ona bir kez söylemek yeter