Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
FİTNE-CU : Ottoman Turkish

f. Fesat arayan

FİTNE-ENGİZ : Ottoman Turkish

f. Fitne çıkaran

FİTNE-İ ÂHİRZAMAN : Ottoman Turkish

"Âhirzamandaki fitne. Deccal fitnesi.(Rivayette var ki: ""Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz. "" Bunun için binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azâb-ı kabirden sonra $ vird-i ümmet olmuş. Allahu a'lem bissavab, bunun bir te'vili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker, meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâb ederler. Meselâ: Rusya'da hamamlarda, kadın erkek beraber çıplak girerler ve kadın kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar ve fıtraten cemalperest erkekler dahi, nefsine mağlup olup o ateşe sarhoşane bir sürur ile düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebâirleri ve bid'aları, birer câzibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. Yoksa cebr-i mutlak ile olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz. ş.)"

FİTNE-KÂR : Ottoman Turkish

f. Ortalığı bozmağa çalışan. Fitneci. Fesâd verici. Fitne çıkarmak isteyen

FİTNE-ÂMİZ : Ottoman Turkish

f. Fitne çıkaran, fesat karıştıran

FİTNEENGİZ : Ottoman Turkish

fitne sesebi olan

FİTNET-ÜD DEHMA : Ottoman Turkish

(Fitnetüddehmâ) Küfürde olmak, kara fitne. Rezil olmak

FİTRAK : Ottoman Turkish

f. Atın terkisi, terki kayışı, eyerin ardındaki tasma

FİTRE : Ottoman Turkish

İmtihan. * Belâ, musibet

FİTRET : Ottoman Turkish

(Bak: Fetret)

FİTYAN : Ottoman Turkish

(Fetâ. C.) Delikanlılar, yiğitler, bahadırlar, gençler, mertler

FİTYE : Ottoman Turkish

(Fetâ. C.) Gençler. Genç yiğitler

FİZAR : Ottoman Turkish

f. Ağlayıp inlemek. Sesli ağlamak

FİZR : Ottoman Turkish

Koyun sürüsü. * Yaşlı, ihtiyar kimse

FİZYOLOJİ : Ottoman Turkish

Doku ve organların vazifelerini ve bu görevlerin nasıl yapıldığını inceleyen ilim kolu

FLAMA : Ottoman Turkish

Mızrak ve süngü ucuna takılan, gemi direğine çekilen ince bayrak

FLANDRA : Ottoman Turkish

Harp gemilerinin ve bilumum beylik gemilerin grandi direklerine çekilen ensiz ve uzun şerit sancaklar

FOBİ : Ottoman Turkish

(Fobya) Fr. Bâzı hal veya şeylere karşı duyulan hastalık halindeki korku

FOBİ : Ottoman Turkish

azı şeylere karşı duyulan korku

FONOĞRAF : Ottoman Turkish

Fr. Gramofonun ilk şekli. Ses cihâzı. Sesi alıp tekrar veren âlet

FONOĞRAF : Ottoman Turkish

teyp

FORMA : Ottoman Turkish

Fr. Cüz. Kısım. Parça. * Şekil. Biçim. Askeri nişan. Rütbe işareti. * Bükülünce 8, 16, 32 sayfa olan kitap dizgisi

FORMA : Ottoman Turkish

ölüm, elbise

FORMALİTE : Ottoman Turkish

Fr. Resmi işlerin gerektirdiği muameleler

FORSA : Ottoman Turkish

Buharlı gemilerin icadından evvel yelkenli gemilerde kürek çekmeğe mahkum harp esirleri. Bunlar, kaçmamaları için birer ayakları güvertelere çakılı bulunurlardı. Ayaklarından bağlı olmaları münasebetiyle bunlara payzen namı da verilirdi. Bununla birlikte payzen tabiri, daha çok cürüm ve cinayet erbabından küreğe mahkum olanlar hakkında kullanılırdı. Harp esirlerinin gençleri ve çocukları, saraylara ve acemi olanları kışlalarına verilir, yirmi yaşından yukarı olanları da küreğe konulmak üzere tersaneye gönderilirdi. Gemilerde harp esirlerine kürek çektirmek âdeti 15 ve
yüzyıllarda çok revaç bulmuştu. Venedik, Ceneviz, Barselona, Cezayir, Malta ve Osmanlı kaptanları, harp esirlerine, hatta mensub oldukları milletlere karşı vuku bulan muharebelerde bile zorla kürek çektirerek, bu tarik ile harbi kazanmağa çalışırlardı. (O.T.D.S.)