Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
FIRÂK : Ottoman Turkish

fırkalar, partiler, bölükler

FIRIŞKA : Ottoman Turkish

Bütün yelkenleri camadana vurmaksızın kullanabilmeğe münasib olan rüzgâr hakkında söylenilen bir tabirdir. Bu rüzgârın, saniyedeki sür'ati
12 metredir

FISAD : Ottoman Turkish

Kan alma, hacamet

FISAL : Ottoman Turkish

(Bak: Fisâl)

FISFISA : Ottoman Turkish

(C: Fısfıs-Fesâfıs) Yaş yonca

FISH : Ottoman Turkish

Nasârâ bayramı

FISK : Ottoman Turkish

"Haddini tecavüz. Günah. Haktan ayrılmak. * Fık: Allah'ın emirlerini terk ve O'na isyan etmek ve doğru yoldan sapıp çıkmak. Böyle olanlara şeriat dilinde ""fâsık"" denir.(Fısk; haktan udul, ayrılmak; hadden tecavüz, hayat-ı ebediyeden çıkıp terketmektir. Fıskın menşei; kuvve-i akliye, kuvve-i gazabiye, kuvve-i şeheviye denilen üç kuvvetin ifrat ve tefritinden neş'et eder. Evet ifrat veya tefrit, delillere karşı bir isyandır. Yani sahife-i âlemde yaratılan delâil, uhud-u ilâhiyye hükmündedir. O delâile muhalefet eden, Cenab-ı Hak'la fıtraten yapmış olduğu ahdini bozmuş olur. Ve keza ifrat ve tefrit, hayat-ı nefsiye ve ruhiyenin maraz ve hastalığını intac eden esbabdandır. Buna, fıskın birinci sıfatı olan $ cümlesiyle işaret edilmiştir. Ve keza, ifrat ve tefrit, hayat-ı içtimaiyeye karşı isyan ateşini yakan iki âmildir. Evet, bu âmiller Hayat-ı içtimaiyeyi nizam ve intizam altına alan râbıtaları, kanunları keser atar. Evet şehvet veya gazab, haddini aşarsa, ırz ve namuslar pay-mal olur, masumlar mahvolur. Buna da, fıskın ikinci sıfatı olan $ cümlesiyle işaret edilmiştir. Ve keza, dünya nizamının bozulmasını intac edip fesad ve ihtilâle sebebiyet veren iki ihtilâlcidirler. Buna dahi fıskın üçüncü sıfatı olan $ cümlesiyle işaret edilmiştir. Evet fâsık olan kimsenin kuvve-i akliye ve fikriyesi i'tidali kaybedip safsatalara düşerse, itikadâta ait râbıtaları kesmekle, hayat-ı ebediyesini yırtar atar. Ve keza, kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. Ve keza, kuvve-i şeheviyesi haddi aşarsa, heva-i nefse tâbi olur, kalbinden şefkat-i cinsiye zâil olur, kendisi berbad olacağı gibi başkalarını da berbad edecektir. Bu itibarla, fâsıklar hem nev'inin zararına, hem arzın fesadına çalışmış olur. İ.İ.)(Şer'an fıskın üç mertebesi vardır: Birincisi, günahı çirkin addetmekle beraber ara sıra irtikâb etmek; İkincisi, üzerine düşerek inhimak ile yapmak; üçüncüsü, çirkinliğini inkâr ederek yapmaktır. Bu üçüncü tabaka küfür mertebesidir. Fâsık bu hâle gelmedikçe ehl-i sünnet mezhebinde mü'min namı kendisinden selbolunmaz. Binaenaleyh fâsık vasfı içinde kâfirler bulunabileceği gibi, imanını zayi etmemiş olanlar da bulunabilir. E.T.)"

FISK : Ottoman Turkish

günah, haktan sapma

FISK U FÜCUR : Ottoman Turkish

Allah'a isyan içinde olmak, günah işlemek

FISKIYE : Ottoman Turkish

Suyu muhtelif şekillerde yukarıya doğru fışkırtan ve ekseriya havuzların ortasında yapılan borunun üzerindeki aletin adıdır. Buna, Arapçası olan fevvare denildiği gibi, Türkçe olan fışkırak da denilir

FISSA : Ottoman Turkish

Yonca dedikleri ot

FITAM : Ottoman Turkish

Çocuğu veya yavruyu sütten kesme

FITHIL : Ottoman Turkish

Âdem Aleyhisselâm'ın yaratılışından evvel olan zaman

FITNAT : Ottoman Turkish

Cibillî ve fıtrî ve âni anlamak ve idrak etmek. * Hikmet. * Zekâvet, basiret, tedbir, fatânet, zeyreklik. Fıtnet diye de okunur. (Zıddı: Gabâvet'tir.)

FITNAT : Ottoman Turkish

yaradılıştan gelen iyi anlama kabiliyeti

FITNE : Ottoman Turkish

Akıllılık. İdrak ve anlayışı kuvvetli olmak. (Bak: Fıtnat)

FITR : Ottoman Turkish

Oruç açmak, iftar etmek

FITRA : Ottoman Turkish

(Fitre) Fıtrat sadakası, yaradılış atiyyesi

FITRA : Ottoman Turkish

fitre, her zenginin vermesi gereken sadaka

FITRAT : Ottoman Turkish

Yaradılış, tıynet, hilkat. (Bak: Evamir-i tekviniye)

FITRAT : Ottoman Turkish

yaradılış

FITRAT-I İLÂHİYE : Ottoman Turkish

"San'at-ı Rabbaniye ve kudret-i İlâhiyenin dâima değişen bir defteri olan ve yanlış olarak ""Tabiat"" namı verilen Cenab-ı Hak'ın fıtrat kanunları ve mahlukatın yaradılışı."

FITRAT-I SELİME : Ottoman Turkish

Selim fıtrat. Kusursuz sağlam huy. * Ahlâk, din. Haram ve çirkin işlerden uzak ahlâk. * Noksansız yaradılış

FITRATEN : Ottoman Turkish

Yaradılıştan, fıtrî olarak

FITRATEN : Ottoman Turkish

yaradılıştan