Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
GARNİZON : Ottoman Turkish

Fr. Bir şehir veya müstahkem mevkideki birliklerin tamamı. * Askeri birliklerin bulunduğu şehir

GARNİZON : Ottoman Turkish

askerî birliklerin bulunduğu yer

GARR : Ottoman Turkish

Beyhude ve bâtıl şey. * Gafil adam. * Aldatan. * Kuyu kazan

GARRA : Ottoman Turkish

Parlak. Beyaz. Güzel. Şa'şaalı. * Kur'an'ın kudsi nurlarının parladığı Medine-i Münevvere'nin bir ismidir

GARRA : Ottoman Turkish

parlak

GARRAN : Ottoman Turkish

f. Kükreyen, haykıran. Homurdanan

GARRE : Ottoman Turkish

Gafil kişi, gaflette bulunan kimse

GARRENDE : Ottoman Turkish

f. Kükreyerek vahşileşen arslan ve benzeri yırtıcı hayvan

GARS : Ottoman Turkish

Ağaç fidanı dikmek. * Dikilmiş fidan

GARS : Ottoman Turkish

fidan dikme

GARS-I EŞCAR : Ottoman Turkish

Ağaç dikimi

GARS-I YEMİN : Ottoman Turkish

Sağ el ile dikilen fidan. * Bir kimsenin yanından, fidan gibi ayrılmayan kişi

GARSAN : Ottoman Turkish

Karnı aç kimse

GARUR : Ottoman Turkish

Dünyada insana gurur veren herhangi bir şey. * Aldatıcı. * Allahı unutturan

GARV : Ottoman Turkish

Acip

GARZ : Ottoman Turkish

Doldurmak. * Noksan etmek, noksanlaştırmak

GARÂBET : Ottoman Turkish

gariplik

GARÂİB : Ottoman Turkish

garip şeyler

GARÂİBPEREST : Ottoman Turkish

garip şeylere pek düşkün

GARÂM : Ottoman Turkish

canlı duygu, arzu

GARÎ : Ottoman Turkish

f. Kararsız, sebatsız

GARÎB : Ottoman Turkish

garip, yabancı, kimsesiz, yâd ellere düşmüş, yadırganan şey

GARÎBANE : Ottoman Turkish

garipçe

GARÎBE : Ottoman Turkish

garip şey

GARÎBEM : Ottoman Turkish

garibim