Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
GAYURAN : Ottoman Turkish

(Gayur. C.) Çalışkanlar, gayretkeşler, gayretliler

GAYURANE : Ottoman Turkish

f. Gayretli olan kimseye yakışır şekilde, çalışkan kimseler gibi

GAYY : Ottoman Turkish

Aklın istikametini, yolun doğrusunu kaybetmek. Rüşdün zıddı

GAYYA : Ottoman Turkish

Cehennemin beşinci tabakasındaki çok korkunç bir kuyunun adı. İçine düşenin kolay kolay kurtulamıyacağı korkunç yer

GAYYİR : Ottoman Turkish

(Gayyür) Gayretli kimse

GAYYUR : Ottoman Turkish

gayretli, çalışkan

GAYYÂ : Ottoman Turkish

cehennem kuyusu

GAYZ : Ottoman Turkish

Bir şeyin pahası eksilmek. Hilkati noksan olma. Kıymetten düşük şey. * Suyun eksilip azalması, yere çekilmesi

GAYZ : Ottoman Turkish

hınç, öfke

GAYZ Ü GAZAB : Ottoman Turkish

Kızgınlık ve hiddet

GAYZ-EFŞAN : Ottoman Turkish

f. Hiddetli, öfkeli, kızgın

GAYZA : Ottoman Turkish

Meşelik

GAYZERAN : Ottoman Turkish

İtburnu

GAYIT : Ottoman Turkish

(C: Gaytân-Agvât) Çukur yer. * Kenef

GAZ : Ottoman Turkish

f. Isırma, dişle tutma. * Diş

GAZA : Ottoman Turkish

(C.: Gazevât) Din uğrunda kâfirlerle yapılan mücadele, muhârebe, düşmana kasdetmek. Cenketmek

GAZA-YI EKBER : Ottoman Turkish

Din uğrunda kâfirlerle yapılan büyük muhârebe

GAZAB : Ottoman Turkish

Hiddet, öfke, dargınlık, kızgınlık

GAZAB : Ottoman Turkish

gazap, öfke, kızgınlık

GAZAB-NAK : Ottoman Turkish

f. Öfkeli, hiddetli, kızgın. Dargın

GAZAB-I İLAHÎ : Ottoman Turkish

Allah'ın gazabı. Belâ, musibet

GAZABEN : Ottoman Turkish

Gazabla, hiddetle, öfkeyle

GAZAL : Ottoman Turkish

(C: Gazale-Gazelân) Ceylân. Geyik, âhu. Geyik yavrusu. * Şarkıcı, mızıkacı. *Güzel göz

GAZALE : Ottoman Turkish

Dişi geyik. * Güneşin yükselmesi

GAZALÎ : Ottoman Turkish

Onyedinci asırda şiirleri ile tanınan Bursa'lı bir şâirin adıdır