Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
GİRAN-SENG : Ottoman Turkish

f. Ağır başlı kişi. Ciddi ve vakar sahibi kimse. * Sabırlı, kanaatkâr

GİRAN-SER : Ottoman Turkish

(C.: Giranserân) f. Mağrur, kibirli, gururlu, kendini beğenmiş

GİRAN-SERÎ : Ottoman Turkish

f. Kibirlilik, mağrurluk, enaniyetli oluş, kendini beğenmişlik

GİRAN-SEYR : Ottoman Turkish

(C.: Giranseyrân) f. Hareketleri ve yürüyüşü ağır olan

GİRAN-SİRİŞT : Ottoman Turkish

(C: Giransiriştân) f. Tembel, ağır tabiatlı, ağır kanlı

GİRANÎ : Ottoman Turkish

f. Ağırlık, sıklet

GİRD : Ottoman Turkish

f. Yuvarlak

GİRD-ALUD : Ottoman Turkish

f. Toz toprak içinde kalmış, toza bulanmış

GİRD-GÂR : Ottoman Turkish

f. Allah.Yaratıcı. Kudret sahibi. (Bak: Kird-gâr) GİRDİBAD $
(Gird-bâd) f. Kasırga. Yel çevrintisi. Tehlike. Girdap

GİRDA-GİRD : Ottoman Turkish

f. Fırdolayı, çepeçevre

GİRDAB : Ottoman Turkish

f. Suların dönerek çukurlaştığı yer. * Tehlikeli yer. Mühlike. Tehlikeli yer ve zaman

GİRDAB : Ottoman Turkish

suların dönerek aktığı tehlikeli yer

GİRDAR : Ottoman Turkish

f. Meşgale, meşguliyet. * Tarz, âdet, yürüyüş

GİRDE : Ottoman Turkish

f. Yuvarlak, değirmi. * Evvelce yahudilerin, müslümanlardan ayırd edilebilmeleri için, omuzlarına diktikleri sarı renkte bir parça. * Açılmış yufka. * Yuvarlak yastık. * Gr: Bütün, hepsi, tamamı

GİRDEBAN : Ottoman Turkish

f. Gözcü, gözetici

GİRDU : Ottoman Turkish

f. Ceviz

GİRE : Ottoman Turkish

(C: Guyer) Diyet

GİRGİN : Ottoman Turkish

Her yere sokulan, herkesle görüşen, sokulgan. * Mensub, alâkalı, müteallik

GİRİFT : Ottoman Turkish

"f. Yakalama, tutma. * Dolaşık. Birbiri içine girik. Girintili çıkıntılı, karışık. * Motifleri birbirine girik ve içiçe geçme olan tezyinat tarzı. Buna aynı zamanda arabesk de denilir. * Türk musikisinin nefesli sazlarından olup, bugün unutulmak üzeredir. Ney'e benzer. Girift çalana ""Giriftzen"" denilir."

GİRİFT : Ottoman Turkish

karışık, girişik, çapraşık

GİRİFTAR : Ottoman Turkish

f. Tutulmuş. Yakalanmış

GİRİFTE : Ottoman Turkish

f. Yakalanmış, tutulmuş. * Bir hastalığa mâruz kalmış, hastalığa yakalanmış. * Esir

GİRİFTE-DEM : Ottoman Turkish

f. Nefesi tutulmuş

GİRİFTE-GÎ : Ottoman Turkish

f. Tutkunluk. * Hastalık hali. * Esirlik

GİRİFTE-HÂTIR : Ottoman Turkish

f. Gücenik, kırgın