Turkish
HANUN : Ottoman Turkish
Gümleyerek esen rüzgâr
HANUT : Ottoman Turkish
(C.: Havânit) Meyhane, içki içilen yer. * Dükkân
HANVE : Ottoman Turkish
Güzel kokulu bir ot
HANYA' : Ottoman Turkish
Beli bükülmüş kadın
HANZ : Ottoman Turkish
Kebap yapmak
HANZAL(E) : Ottoman Turkish
Zakkum. Zakkum ağacı. Ebu Cehil karpuzu denilen portakal büyüklüğünde mevyesi çok acı bir nebat. Karga kabağı diye de adlandırılır
HANZALE : Ottoman Turkish
meyvesi acı bir bitki
HANÇER-İ HALİDE : Ottoman Turkish
Saplanmış hançer
HANÇERE : Ottoman Turkish
Gırtlak, boğaz
HANÇERE : Ottoman Turkish
gırtlak
HANÎF : Ottoman Turkish
islâmdan önce eski dinlerin kalıntılarıyla kulluk eden kimse
HANÎN : Ottoman Turkish
Burun içinden ağlamak. * Burun içinden gülmek
HANÎN : Ottoman Turkish
arzudan gelen inleme, sızlanma
HANÎRE : Ottoman Turkish
(C.: Hanâyir) Parmak başlarındaki boğum. * Kadınların yün ve pamuk attıkları yay. * Kirişi olmayan yay
HANÎS : Ottoman Turkish
Kebap olmuş nesne
HANÎS : Ottoman Turkish
yemini bozan
HANIK : Ottoman Turkish
Boğmak
HANIM SULTAN : Ottoman Turkish
"Tar: Osmanlı hanedanında ""sultan"" nâmı verilen İmparatorluk prenseslerinin kızlarına verilen resmi ünvan."
HANŞEFİR : Ottoman Turkish
Bela, zahmet
HANŞUŞ : Ottoman Turkish
Bakiyye, artan
HAPİS : Ottoman Turkish
(Bak: Habs)
HAPS : Ottoman Turkish
hapis
HAR : Ottoman Turkish
Yıkılmış, hedmolmuş
HAR : Ottoman Turkish
diken
HAR' : Ottoman Turkish
Yarmak
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani