Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HASİYY : Ottoman Turkish

Hayası çıkarılmış, hadım edilmiş, burulmuş (insan veya hayvan)

HASİYYET : Ottoman Turkish

(Hassiyet) Hususi fayda, kuvvet ve menfaat, tesir, keyfiyet

HASL : Ottoman Turkish

Zayıflık

HASLE : Ottoman Turkish

Göbekle kasık arası

HASLET : Ottoman Turkish

Huy. Ahlâk. Yaradılıştan olan tabiat

HASLET : Ottoman Turkish

huy, nitelik

HASLET-İ CEMİLE : Ottoman Turkish

Güzel ve iyi huy

HASLET-İ HAMİDE : Ottoman Turkish

Medih ve senâ edilmeğe, övülmeğe lâyık olan güzel ahlâk ve haslet

HASLET-İ HAMRÂ : Ottoman Turkish

Hamiyet, gayret veya mahcubiyetten gelen ve yüz kızarması suretinde görünen güzel haslet

HASM : Ottoman Turkish

(Hasım) Muhâlif. Karşı taraf. Düşman.(Eğer hasmını mağlub etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder, zâhiren mağlub bile olsa, kalben kin bağlar, adaveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen nedâmet eder, sana dost olur. M.)

HASM : Ottoman Turkish

düşman, muhalif

HASM-I BÎAMAN : Ottoman Turkish

Amansız düşman. Merhamet bilmeyen düşman

HASM-I CA'LÎ : Ottoman Turkish

Huk: Hakikatta hasım olmadığı halde, hasım imiş gibi hâkim önünde husumeti kabul eden kimse

HASM-I DA'VÂ : Ottoman Turkish

Dâvânın halledilmesi

HASM-I EKBER : Ottoman Turkish

En büyük düşman olan şeytan

HASM-I ELEDD : Ottoman Turkish

İnatçı düşman, muannid hasım

HASM-I MÜTEVARÎ : Ottoman Turkish

Huk: Mahkemeye gelmekten ve vekil göndermekten çekinen kimse

HASMANE : Ottoman Turkish

f. Düşmancasına. Düşman gibi. Hasma mahsus halde

HASME : Ottoman Turkish

Kırmızı meşe

HASMEN : Ottoman Turkish

Bir mes'eleyi kesin bir karar ile halledip bitirmek suretiyle

HASMÂNE : Ottoman Turkish

düşmanca

HASMÎ : Ottoman Turkish

Düşmanlık, husumet, adavet

HASNA : Ottoman Turkish

Güzel kadın. Hüsün ve cemal sâhibesi

HASNÂ : Ottoman Turkish

Çok fazlasıyla kendini haramdan saklayan kadın. Çok iffetli, çok nâmuslu kadın

HASNÂ : Ottoman Turkish

güzel kadın