Turkish
HEYATİLE : Ottoman Turkish
Hind taifesinden bir kavim
HEYBAN : Ottoman Turkish
Korkunç, korku getiren. * Çok utangaç çekingen. * Korkak. * Çoban
HEYBE : Ottoman Turkish
Eşya koymaya mahsus iki taraflı küçük torba
HEYBET : Ottoman Turkish
Hürmetle beraber koruk hissini veren hal. Sakınıp korkulacak hal. Azamet
HEYBET : Ottoman Turkish
hürmetle karışık korku uyandıran hâl
HEYBUB : Ottoman Turkish
Korkak
HEYC : Ottoman Turkish
Heyecan, telaş. * Galeyan, tahrik. * Kavga, harp, savaş, cenk
HEYCA : Ottoman Turkish
Cenk, cidal, vuruşma, birbirini öldürme, kıtal
HEYCAGÂH : Ottoman Turkish
f. Muharebe meydanı, savaş yeri
HEYCEMANE : Ottoman Turkish
Büyük inci
HEYD : Ottoman Turkish
Depretmek. * Zahmetli olmak
HEYDEB : Ottoman Turkish
Yere yakın olan bulut
HEYDEBÎ : Ottoman Turkish
Atın bir çeşit yürümesi
HEYECAN : Ottoman Turkish
Birden bire şiddetle hislenme. Ürperme. * Coşkunluk. Coşmak
HEYECÂN : Ottoman Turkish
coşkunluk, şiddetli hislenme
HEYECÂNÂT : Ottoman Turkish
heyecanlar
HEYEF : Ottoman Turkish
İnce belli olmak
HEYELAN : Ottoman Turkish
Toprak kayması
HEYELÂN : Ottoman Turkish
toprak kayması
HEYEMAN : Ottoman Turkish
(Heym) Şaşkınlık. Tutkun olmak, âşıklık
HEYF : Ottoman Turkish
Sıcak rüzgâr
HEYG : Ottoman Turkish
Çoğaltmak
HEYHA : Ottoman Turkish
Deveyi yulafa çağırmak
HEYHAT : Ottoman Turkish
"Teneffür ve tehassür ifâde eder; ""sakın, savul, yazıklar olsun, uzak ol"" mânalarına geldiği gibi, daha ziyade; Eyvah, yazık, ne yazık, ne kadar uzak... gibi mânalar için söylenir."
HEYHÂT : Ottoman Turkish
yazık, ne yazık!
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani