Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HURMA : Ottoman Turkish

f. Bir sıcak iklim meyvesi. * Hurma şeklinde yapılan hamur tatlısı

HURMAT : Ottoman Turkish

(Huremât
Hurumât) Haramlar. Dinin, yapılmasını menettiği şeyler. İşlenmesi günah olan işler

HURMET : Ottoman Turkish

(Bak: Hürmet)

HURMET : Ottoman Turkish

haramlık, yasaklık

HURMETİRİBÂ : Ottoman Turkish

faizin haram olması

HURNUB : Ottoman Turkish

Keçiboynuzu dedikleri yemiş

HURPEYKER : Ottoman Turkish

f. Huri yüzlü

HURRAS : Ottoman Turkish

(Hâris. C.) Muhafızlar, bekçiler, nöbetçiler

HURRE : Ottoman Turkish

(C.: Harâyir) İyi. * Câriye olmayan kadın

HURREM : Ottoman Turkish

f. Sevinçli. Mesrur. Şen. Ferahlık veren. Taze ve hoş. Güler yüzlü

HURREMGÂH : Ottoman Turkish

f. Kalbi ferahlandıran yer

HURREMÎ : Ottoman Turkish

f. Mesruriyet, sevinç, sürurlu ve sevinçli olma

HURS (HIRS) : Ottoman Turkish

(C.: Hursân) Altından ve gümüşten olan halka. * Kulağa taktıkları küçük halka

HURS(A) : Ottoman Turkish

Hurma budağı. * Şey

HURS(E) : Ottoman Turkish

Çocuk doğuşunda yapılan yemek

HURSEND : Ottoman Turkish

f. Kısmetine râzı olan, kanaatkâr, tokgözlü

HURSENDANE : Ottoman Turkish

f. Kanaatkârâne, tokgözlülükle

HURSENDÎ : Ottoman Turkish

f. Tokgözlülük, kanaat edicilik. Göz tokluğu

HURSÎ : Ottoman Turkish

Ev eşyası. * Her nesnenin fenâsı

HURSÎS : Ottoman Turkish

Metâ, mal. Kumaş

HURT : Ottoman Turkish

(C.: Hurut-Ahrât) Balta. İğne deliği, balta deliği, kulak deliği

HURTUM : Ottoman Turkish

(C.: Harâtim) Burun. * şarap

HURU' : Ottoman Turkish

Tanelerinden hintyağı çıkartılan ağaç. * Sütleğen otu. * Yumuşak ot

HURUB : Ottoman Turkish

Keçiboynuzu adı verilen yemiş

HURUC : Ottoman Turkish

Çıkma. Dışarı çıkma, çıkış. * Ayaklanma, isyan etmek