Turkish
KEHL(E) : Ottoman Turkish
Otuz yaşını geçmiş, saçına aklık karışmış kimse. (Bak: Kühulet) * Bit
KEHLÂ' : Ottoman Turkish
Sürmeli kadın. * Sığırdili dedikleri ot
KEHM : Ottoman Turkish
Men'etmek, engel olmak. * Kaldırmak
KEHMEL : Ottoman Turkish
Ağır ve kaba
KEHMES : Ottoman Turkish
Boyu kısa olan
KEHR (KÜHRÜRE) : Ottoman Turkish
Yüz pörtürmek. * Men'etmek, engel olmak
KEHREBA : Ottoman Turkish
Bir şeffaf zamk ismi
KEHRİBAR : Ottoman Turkish
Cevher saçan. * Güzel sözler söyleyen
KEHRİBAR : Ottoman Turkish
çekme özelliği olan bir madde
KEHRÜBA : Ottoman Turkish
"f. Saman kapan. * Bir yere hızlıca sürüldüğü zaman, hafif şeyleri kendine çeken bergâmi taş. (Türkçede tahrif edilerek ""Kehribâr"" denilir.)"
KEHRÜBAÎ : Ottoman Turkish
Kehribar gibi, cezbedici, elektrikli olan
KEHRÜBÂ : Ottoman Turkish
kehribar
KEHS : Ottoman Turkish
Bir şeyi eliyle almak
KEHULET : Ottoman Turkish
(Bak: Kühulet)
KEHVARE : Ottoman Turkish
f. Beşik
KEHÂNET : Ottoman Turkish
gelecekten haber verme
KEHÂNETFURÛŞ : Ottoman Turkish
geleceği bilirim diyen sahtekâr
KEİB : Ottoman Turkish
Mahzun, hüzünlü, münkesir ve kötü halli olan kişi. (Müe: Keibe)
KEJ : Ottoman Turkish
f. Çarpık, eğri. Kumral. Tüylü keçi
KEJDÜM : Ottoman Turkish
f. Akrep
KEJDÜMÎ : Ottoman Turkish
f. Akrep gibi, akreple ilgili
KEJÇEŞM : Ottoman Turkish
f. Şaşı, eğri bakışlı
KEKEME : Ottoman Turkish
t. Harfleri serbest söyliyemeyip tekrarlayan. Dilinde tutukluk olan
KEKRE : Ottoman Turkish
t. Ekşi, acımtırak
KELA : Ottoman Turkish
Yeşil ot
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani