Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SUKA' : Ottoman Turkish

Horoz sesi, horoz ötüşü

SUKAB : Ottoman Turkish

(Sukbe. C.) Delikler

SUKATA : Ottoman Turkish

Kırıntı, döküntü, artık

SUKATAHÂR : Ottoman Turkish

f. Kırıntı, artık yiyen

TA'LİK : Ottoman Turkish

Asmak. * Geciktirmek. * Bağlanmak. * Bir cümlenin mazmununun husulünü diğer bir cümlenin mazmununun husulüne edat-ı şart ile rabt etmektir. Şu işi görürsen, şuna vâris olacaksın denilse, vâris olma, işin görülmesine bağlanmış olur. Buna ta'liki şart denir. * Muallak kalmak. Bir zamana bıraktırmak. * Kur'an yazısının bir çeşidi. * Tefsir

TA'LİKAT : Ottoman Turkish

Bir eseri açıklamak üzere kenarına yazılan veya ayrıca eser olarak hazırlanan notlar. * Bediüzzaman Hazretlerinin İlm-i Mantık üzerine te'lif ettiği bir eserinin ismi

TA'LİL : Ottoman Turkish

Sebep göstermek. * İllet. Bahane. * Müessirden esere yapılan istidlâl. (Bak: Bürhaân-ı limmî)

TA'LİL BA'D-EL-VUKU' : Ottoman Turkish

Bir şeye sonradan uygun bir sebep uydurma

TA'LİM : Ottoman Turkish

Öğretmek. Yetiştirmek. Alıştırmak. Belli etmek. İdman

TA'LİM-İ ESMÂ : Ottoman Turkish

"İsimleri öğretmek. * Cenab-ı Hak tarafından Hz. Âdem'e (A.S.) Esmâ-i hüsnânın öğretilmesi.(Hazret-i Âdem'in melâikelere karşı kabiliyyet-i hilâfet için bir mu'cizesi olan tâlim-i esmâdır ki, bir hâdise-i cüz'iyyedir. Şöyle bir düstur-u küllînin ucudur ki: Nev-i beşere câmiiyet-i istidat cihetiyle tâlim olunan hadsiz ulûm ve kâinatın envaına muhit pek çok fünun ve Hâlik'ın şuunat ve evsafına şamil kesretli maârifin talimidir ki; nev-i beşere, değil yalnız melâikelere, belki Semâvat ve Arz ve dağlara karşı Emanet-i Kübrayı haml dâvasında bir rüçhaniyet vermiş ve hey'et-i mecmuasiyle Arz'ın bir halife-i mânevisi olduğunu Kur'an ifham ettiği misillü ""Melâikelerin Âdem'e secdesiyle beraber, Şeytan'ın secde etmemesi"" olan hâdise-i cüz'iye-i gaybiyye, pek geniş bir düstur-u külliyye-i meşhudenin ucu olduğu gibi, pek büyük bir hakikatı ihsas ediyor. S.)"

TA'LİMAT : Ottoman Turkish

Bir iş hakkında hareket tarzını bildiren emirler

TA'LİMAT-NAME : Ottoman Turkish

f. Yönetmelik

TA'LİMGÂH : Ottoman Turkish

Tâlim ve öğrenme yeri

TA'LİMHANE : Ottoman Turkish

f. Öğrenme yeri. Ta'lim yeri

TA'LİN : Ottoman Turkish

Aşikâr etme. Meydana çıkarma. Açığa vurma

TA'LİT : Ottoman Turkish

Devenin yularını başından indirmek. * Deve boynuna nişan etmek

TA'LİYE : Ottoman Turkish

Yükseltme

TA'LİYE-İ NAME : Ottoman Turkish

Mektuba başlık koyma

TA'M : Ottoman Turkish

Yeme. Tad. Lezzet. Zevk

TA'MİD : Ottoman Turkish

Vaftiz etmek

TA'MİK : Ottoman Turkish

(Umk. dan) Derinleştirmek. Derin kazmak. * İnceden inceye araştırmak. Esasına varacak şekilde araştırmak

TA'MİKAT : Ottoman Turkish

(Ta'mik. C.) Derinleştirmeler. İncelemeler, tedkik etmeler, araştırmalar

TA'MİM : Ottoman Turkish

Umumileştirme. Herkese bildirme

TA'MİMEN : Ottoman Turkish

Ta'mim suretiyle. Herkese bildirmek suretiyle

TA'MİR : Ottoman Turkish

Bozuk şeyi düzeltmek. Eski şeyi düzeltip yeni hâline getirmek