Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KEŞİH : Ottoman Turkish

(C: Küşuh) Perâkende olmak, parça parça dağılmak. * Böğür. * Cânip, taraf

KEŞİŞ : Ottoman Turkish

f. Papaz. Manastır rahibi. (Arabçası: Kıssis)

KEŞİŞ : Ottoman Turkish

papaz

KEŞİŞHÂNE : Ottoman Turkish

f. Kilise, manastır

KEŞİŞÂN : Ottoman Turkish

(Keşiş. C.) Papazlar, manastır rahibleri

KEŞİŞÂNE : Ottoman Turkish

f. Keşişe yakışır yolda. Papaza uygun şekil ve surette

KEŞK : Ottoman Turkish

Kavi, kuvvetli, sağlam. * Kabuğu çıkmış arpa. * Arpa suyu. * Yoğurt keşi

KEŞKEK : Ottoman Turkish

Haşlandıktan sonra kurutulmuş buğday

KEŞKEŞE : Ottoman Turkish

Şin harfini kef gibi okumak. * Yılan ötüşü

KEŞMEKEŞ : Ottoman Turkish

f. Kararsızlık. Karışıklık. Tereddüd. Kavga. Çekişme

KEŞMEKEŞ : Ottoman Turkish

karışıklık

KEŞNİ : Ottoman Turkish

f. Koruluk, orman

KEŞR : Ottoman Turkish

Gülünce dişlerin görünmesi

KEŞT : Ottoman Turkish

Seyir ve temâşâ etmek. Gezmek. * Hanzale

KEŞTİTE : Ottoman Turkish

Yuvarlak karpuz

KEŞTÎ : Ottoman Turkish

f. Gemi, sefine

KEŞTÎ-İ GAM : Ottoman Turkish

Gam gemisi. * Mc: Bu dünya

KEŞTÎBAN : Ottoman Turkish

f. Gemici, kaptan

KEŞTÎGER : Ottoman Turkish

f. Gemi yapan veya tamir eden kimse

KEŞTÎGÂH : Ottoman Turkish

f. Liman. Gemilerin barındığı yer

KEŞTÎNİŞİN : Ottoman Turkish

f. Gemide oturan. Gemide bulunan kimse

KEŞŞAF : Ottoman Turkish

Keşfeden. Gizli şeyleri bulup meydana çıkaran. * Meşhur bir tefsir ismi. * İzci

KEŞŞAF : Ottoman Turkish

keşfeden, açan, bulan

KİBA : Ottoman Turkish

Süprüntü

KİBAR : Ottoman Turkish

(Kebir. C.) İnce ve nârin yapılı. Terbiyeli ve nezaket sahibi. Hassas. * Kebirler. Büyük rütbeliler. Büyükler