Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KİZA : Ottoman Turkish

Yemeği çok yemekten dolayı basan ağırlık

KİZB : Ottoman Turkish

"Yalan. Yalan söyleme. (Sıdkın zıddı)(Kizb, küfrün esasıdır. Kizb, nifâkın birinci alâmetidir. Kizb, Kudret-i İlâhiyyeye bir iftiradır. Kizb, Hikmet-i Rabbaniyyeye zıddır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrib eden kizbtir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbtir. Âlem-i beşerin ahvalini fesada veren, kizbtir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbtir. Müseylime-i kezzab ile emsalini âlemde rezil ve rüsva eden, kizbdir. İşte bu sebeblerden dolayıdır ki; bütün cinayetler içinde tel'ine, tehdide tahsis edilen, kizbdir...Sual: Bir maslahata binaen kizbin câiz olduğu söylenilmektedir...Öyle midir?Cevab
Evet, kat'i ve zaruri bir maslahat için bir mesağ-ı şer'i vardır. Fakat hakikate bakılırsa, maslahat dedikleri şey bâtıl bir özürdür. Zira usul-ü şeriatta tekarrur ettiği vechile, mazbut ve miktarı muayyen olmıyan bir şey hükümlere illet ve medar olamaz; çünki, mikdarı bir had altına alınmadığından su-i istimale uğrar. Maahâza, bir şeyin zararı menfaatına galebe ederse, o şey mensuh ve gayr-i muteber olur. Maslahat, o şeyi terk etmekte olur. Evet, âlemde görünen bu kadar inkılâblar ve karışıklıklar, zararın özür telâkki edilen maslahata galebe etmesine bir şâhiddir. Fakat kinaye veya ta'riz suretiyle yani gayr-i sarih bir kelime ile söylenilen yalan, kizbden sayılmaz. İ.İ.)"

KİZB : Ottoman Turkish

yalan

KİZBERE : Ottoman Turkish

Baldırıkara adı verilen ot

KİZİR : Ottoman Turkish

Köy muhtarının yamağı hükmünde olan adam. Köy kâhyası

KİZYUN : Ottoman Turkish

Toprak parçası

KİŞ : Ottoman Turkish

f. Din, mezheb. * Keten kumaş. * Ok kuburu, sadak. * şimşir

KİŞAF (KÜŞÂF) : Ottoman Turkish

Bir kaç yıl üstüne yük vurulmayan deve yavrusu. * Dişi deve hâmile iken erkek devenin ona cimâ etmesi

KİŞAH : Ottoman Turkish

Davarın böğrüne yapılan işaret

KİŞMİŞ : Ottoman Turkish

f. Çekirdeksiz çok küçük tâneli üzüm

KİŞNİŞ : Ottoman Turkish

Güzel kokulu bir tohum olan karakimyon

KİŞRE : Ottoman Turkish

Yüzüne gülmek

KİŞT : Ottoman Turkish

f. Ekin. * Tarla

KİŞTKÂR : Ottoman Turkish

f. Çiftçi, ekinci

KİŞTZAR : Ottoman Turkish

f. Ekinlik, ekin tarlası, tarla

KİŞVER : Ottoman Turkish

f. Memleket, ülke. * İklim

KİŞVERGİR : Ottoman Turkish

f. Ülke tutan. Pâdişah, hükümdar

KİŞVERGÜŞA : Ottoman Turkish

f. Ülke açan, cihangir

KİŞVERHÜDA : Ottoman Turkish

f. Hükümdar, pâdişah

KİŞVERKÜŞA : Ottoman Turkish

Memleket fetheden

KLASİK : Ottoman Turkish

Fr. Çok eskiden yazıldığı hâlde değerini kaybetmeyen eser veya san'at eseri. * Âdet hâline gelmiş usul

KLASÖR : Ottoman Turkish

Fr. Tasnif işlerinde kullanılan, gözlere ayrılmış dolap veya çekmece. * Geniş mukavva dosya

KLİNİK : Ottoman Turkish

yun. Hastaya bakılan yer. * Ders gösterilen hastahane koğuşu

KLİNİK : Ottoman Turkish

hastaya bakılan yer

KLİŞE : Ottoman Turkish

Fr. Matbaada tipografik baskıda kullanılan kabartma resim veya yazılar çıkarılmış madeni levha