Turkish
KUVVE-İ SEBUİYE-İ GADABİYE : Ottoman Turkish
Zararlı şeyleri def'e sevkeden his ve kuvvet
KUVVE-İ TEŞRİİYE : Ottoman Turkish
Kanun vaz'etme kuvveti. şeriata uyan düsturlar yapma kuvveti. * Büyük Millet Meclisi
KUVVE-İ VÂHİME : Ottoman Turkish
Vehim ve hayâl duygusu. Kuruntu hâssesi
KUVVE-İ ZAHRİYE : Ottoman Turkish
Yardımcı ve imdatçı kuvvet
KUVVE-İ ZÂİKA : Ottoman Turkish
"Dildeki tad alma duygusu. (Bak: Dil)(Ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcıdır; mide, cesedin idâresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir. O saraya veyahut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa, kapıcıya bahşiş nev'inden ancak beş derecesi muvafık olur.. fazla olamaz. Tâ ki; kapıcı gururlanıp, baştan çıkıp, vazifeyi unutup, fazla bahşiş veren ihtilâlcileri saray dahiline sokmasın. İşte bu sırra binâen, şimdi iki lokma farzediyoruz. Bir lokma, peynir ve yumurta gibi mugaddi maddeden kırk para; diğer lokma, en âlâ baklavadan on kuruş olsa.. bu iki lokma ağıza girmeden, beden itibariyle farkları yoktur, müsâvidirler; boğazdan geçtikten sonra, cesed beslemesinde yine müsâvidirler. Belki, bazan kırk paralık peynir, daha iyi besler. Yalnız, ağızdaki kuvve-i zâikayı okşamak noktasında yarım dakika bir fark var. Yarım dakika hatırı için kırk paradan on kuruşa çıkmak, ne kadar mânâsız ve zararlı bir israf olduğu kıyas edilsin. Şimdi, saray hâkimine gelen hediye kırk para olmakla beraber, kapıcıya dokuz defa fazla bahşiş vermek, kapıcıyı baştan çıkarır, ""hâkim benim"" der. Kim fazla bahşiş ve lezzet verse; onu içeriye sokacak. İhtilâl verecek, yangın çıkaracak, ""Aman doktor gelsin, hararetimi teskin etsin, ateşimi söndürsün."" dedirmeye mecbur edecek. İşte, iktisad ve kanaat, hikmet-i İlâhiyyeye tevfik-ı harekettir. Kuvve-i zâikayı kapıcı hükmünde tutup, ona göre bahşiş verir. İsraf ise; o hikmete zıt hareket ettiği için çabuk tokat yer, mideyi karıştırır, iştiha-yı hakikiyi kaybeder. Tenevvü-ü et'imeden gelen sun'i bir iştiha-yı kâzibe ile yedirir, hazımsızlığa sebebiyet verir, hasta eder. L.)"
KUVVE-İ ZÂKİRE : Ottoman Turkish
Hafıza. Ezberleme kuvveti. Ezber edici kuvvet
KUVVE-İ ŞEHEVİYE : Ottoman Turkish
Cinsi istek kudreti. Yemek, içmek, konuşmak, uyumak gibi kabiliyetler
KUVVE-İ ŞÂMME : Ottoman Turkish
Koku alma, koklama duygusu. Burun
KUVVET : Ottoman Turkish
Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb. (Kuvvet, te'sir ettiği cisimlerin hâricindedir.)
KUVVET : Ottoman Turkish
güç
KUVVET-İ DEVLET : Ottoman Turkish
Devletin kuvveti
KUVVET-ÜZ ZAHR : Ottoman Turkish
Arka veren kuvvet. Yardımcı, imdadcı kuvvet. Geriden gelen yardımcı. * İcabında arkadan yardımcı olacak asker kuvveti. İmdâda hazır asker
KUVVETÜZZAHR : Ottoman Turkish
yardım kuvveti
KUVÂ : Ottoman Turkish
(Kuvvet. C.) Güçler. Kuvvetler. * Hisler. Hasseler. Takatler. * Şeriatın birer hükmü
KUVÂ : Ottoman Turkish
kuvveler
KUVÂ-İ DİNİYE : Ottoman Turkish
Dinî kuvvetler
KUVÂ-İ HAMSE : Ottoman Turkish
Beş duygu
KUVÂ-YI MİLLİYE : Ottoman Turkish
Milli kuvvetler. Bir milletin sahib olduğu kuvvetleri. * İstiklâl harbinde Anadoluda kurulan hükümet ve bu hükümetin askeri kuvvetleri
KUVÂ-YI SELÂSE : Ottoman Turkish
Üç kuvvet. (Kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliye.)
KUVÂ-YI UMUMİYE : Ottoman Turkish
Umumi kuvvetler
KUY : Ottoman Turkish
f. Karye, mahalle, sokak. * Yol. Semt
KUYA : Ottoman Turkish
Çok kusmak
KUYDAŞ : Ottoman Turkish
f. Aynı köyden olanlar. Köyleri aynı olan kimseler
KUYUD : Ottoman Turkish
(Kayd. C.) Kayıtlar. Resmi muâmelelerin veya her hangi bir şeyin kayıtları, deftere geçirilmeleri, yazılmaları
KUYUD-U İHTİRAZİYYE : Ottoman Turkish
Korunmak için ilerisine âid tedbir kayıtları. Bazı hakları kullanabilme şartı
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani