Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KÜFRAN-I Nİ'MET : Ottoman Turkish

"Cenâb-ı Hakkın ihsan ettiği ni'metleri bilmemek ve hürmetsizlikte bulunmak. (Bak: Tahdis-i ni'met)(Bazan tevâzu, küfrân-ı ni'meti istilzâm ediyor; belki küfrân-ı ni'met olur. Bazan da tahdis-i ni'met iftihar olur. İkisi de zarardır. Bunun çare-i yegânesi ki, ne küfrân-ı ni'met çıksın ne de iftihar olsun. Meziyyet ve kemalâtları ikrâr edip, fakat temellük etmiyerek, Mün'im-i Hakikinin eser-i in'âmı olarak göstermektir. M.)"

KÜFRİYYAT : Ottoman Turkish

Küfre sebep olan işler ve sözler

KÜFRİYÂT : Ottoman Turkish

küfürle ilgili şeyler

KÜFRÂN : Ottoman Turkish

îmansızlık, nankörlük

KÜFRÎ : Ottoman Turkish

küfürle ilgili

KÜFUF : Ottoman Turkish

(Keff. C.) Avuçlar, el ayaları

KÜFYE : Ottoman Turkish

Ancak geçinebilecek kadar olan yiyecek

KÜFÜR : Ottoman Turkish

îmansızlık

KÜFÜRBAZ : Ottoman Turkish

f. Küfür sözü söyleyen. Ahlâksız. Küfrü âdet edinmiş olan

KÜFÜRBAZ : Ottoman Turkish

küfredici

KÜFÜV : Ottoman Turkish

denk, eş

KÜFÜV (KÜFV) : Ottoman Turkish

şerik. Nazir, akran, denk, eş, benzer, misil. Hemtâ. (Bak: Kefâet)

KÜH : Ottoman Turkish

(Bak: Kûh)

KÜH-SAR : Ottoman Turkish

f. Dağ tepesi. Dağlık

KÜHBE : Ottoman Turkish

Kırmızılığa yakın olan beyaz renk

KÜHEN : Ottoman Turkish

f. Eski, zamanı geçmiş. Demode olmuş. Yıpranmış

KÜHENPİR : Ottoman Turkish

f. Yaşı ilerlemiş. Çok yaşlı, ihtiyar

KÜHENSÂL : Ottoman Turkish

f. Yaşlanmış, ihtiyarlamış, kocamış. Eskimiş

KÜHEYLAN : Ottoman Turkish

Cins arab atı. (Gözü sürmelidir.)

KÜHHAN : Ottoman Turkish

(Kâhin. C.) Kâhinler, falcılar

KÜHİSTAN : Ottoman Turkish

f. Dağlık yer, dağı çok olan mevki

KÜHKÜM : Ottoman Turkish

Oturak yeri kemiği

KÜHL : Ottoman Turkish

Sürme. Göz için sürme boyası

KÜHLE : Ottoman Turkish

Sığırdili denilen ot

KÜHUF : Ottoman Turkish

(Kehf. C.) Mağaralar