Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KIYAS-I MUKASSİM : Ottoman Turkish

"Man: İki şıkkı bulunan ve her iki şıkkın neticesi aynı olan kıyas. (Sultan Mehmed Fatihin, babasına gönderdiği şu haber buna güzel bir numunedir. ""Padişan sen isen ordunun başına geç; yok padişah ben isem, sana emrediyorum ordunun başına geç."")"

KIYAS-I MÜREKKEB : Ottoman Turkish

Man: İkiden fazla mukaddemeden mürekkeb kıyas

KIYAS-I TEMSİLÎ : Ottoman Turkish

"Temsil tarzında yapılan mukayese.(Diyorsunuz ki: ""Sen sözlerde kıyâs-ı temsili çok istimal ediyorsun. Halbuki fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsili, yakini ifade etmiyor. Mesâil-i yakiniyede bürhan-ı mantıki lâzımdır. Kıyas-ı temsilî, usul-i fıkıh ulemasınca zann-ı galib kâfi olan metalibde istimal edilir. Hem de sen, temsilâtı bazı hikâyeler suretinde zikrediyorsun. Hikâye hayalî olur, hakiki olmaz. Vâkıa muhalif olur?""Elcevab: İlm-i Mantıkça, çendan ""Kıyas-ı temsilî, yakîn-i kat'i ifade etmiyor."" denilmiş. Fakat kıyas-ı temsilînin bir nev'i var ki, mantıkın yakînî bürhanından çok kuvvetlidir. Ve mantıkın birinci şeklinin birinci darbından daha yakındır. O kısım da şudur ki: Bir temsil-i cüz'î vasıtasıyla bir hakikat-ı küllînin ucunu gösterip, hükmü o hakikate bina ediyor. O hakikatın kanununu, bir hususî maddede gösteriyor. Tâ o hakikat-ı uzma bilinsin ve cüz'î maddeler, ona irca' edilsin. Meselâ: ""Güneş, nuraniyyet vasıtasıyla, birtek zât iken; her parlak şey'in yanında bulunuyor temsiliyle bir kanun-u hakikat gösteriliyor ki, nur ve nurani için kayıd olamaz. Uzak ve yakın bir olur. Az ve çok müsavi olur. Mekân onu zaptedemez.Hem meselâ: ""Ağacın meyveleri, yaprakları; bir anda, bir tarzda kolaylıkla ve mükemmel olarak birtek merkezde, bir kanun-u emrî ile teşkili ve tasviri"" bir temsildir ki, muazzam bir hakikatın ve küllî bir kanunun ucunu gösterir. O hakikat ve o hakikatın kanununu gayet kat'i bir surette isbat eder ki, o koca kâinat dahi şu ağaç gibi o kanun-u hakikatın ve o sırr-ı Ehadiyyetin bir mazharıdır, bir meydan-ı cevelanıdır.İşte bütün Sözlerdeki kıyasat-ı temsiliyyeler bu çeşittirler ki bürhan-ı kat'i-yi mantıkîden daha kuvvetli, daha yakînîdirler. S.)"

KIYASEN : Ottoman Turkish

Kıyas yoluyla, benzeterek, kaideye tatbik ederek

KIYASİYYAT : Ottoman Turkish

(Kıyâsi. C.) Benzetme veya tatbik ile olanlar. * Umumi kurallara uygun olanlar

KIYASÎ : Ottoman Turkish

(Kıyâsiyye) Benzetme ile olan. * Genel kaideye uygun ve muvafık olan

KIYATE : Ottoman Turkish

Azık vermek

KIYEM : Ottoman Turkish

(Kıymet. C.) Kıymetler, değerler

KIYEMİYYAT : Ottoman Turkish

(Kıyemî. C.) Değerli nesneler, az bulunan pahalı şeyler

KIYEMÎ : Ottoman Turkish

(C.: Kıyemiyyât) Az bulunan pahalı şey

KIYFAL : Ottoman Turkish

Baş damarı

KIYMET : Ottoman Turkish

Değer, baha, semen, bedel

KIYMET : Ottoman Turkish

değer

KIYMET-AGÂH : Ottoman Turkish

f. Kıymetten anlar, değer bilir

KIYMET-DÂR : Ottoman Turkish

f. Değerli, kıymetli, pahalı

KIYMET-İ HAKİKİYE : Ottoman Turkish

Hakiki ve gerçek değer

KIYMET-NÂ-ŞİNÂS : Ottoman Turkish

f. Değer takdir edemiyen, kıymet bilemiyen

KIYMET-ŞİNAS : Ottoman Turkish

f. Kıymet bilir. İnsaniyetli, değer bilir

KIYMETDÂR : Ottoman Turkish

kıymetli, değerli

KIYMETŞİNÂS : Ottoman Turkish

değerbilir

KIYTAS : Ottoman Turkish

Balina balığı, kadırga balığı

KIYYE : Ottoman Turkish

Okka. Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü. Kıyye-i atika da denir. Şimdiki 1282 gram. (Bak: Okıyye)

KIYYE : Ottoman Turkish

okka,1282 gram ağırlık

KIYYE-İ ATİKA : Ottoman Turkish

Okka

KIYYE-İ ÂŞÂRİ : Ottoman Turkish

Kilo. Bin gram olan ağırlık ölçüsü