Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MAHULE : Ottoman Turkish

Kocası ölmüş kadın

MAHUR : Ottoman Turkish

f. Kumarhâne. Meyhâne

MAHUZA : Ottoman Turkish

Temiz. İtibarlı, şerefli, asil. * Saf, hâlis, katıksız

MAHV : Ottoman Turkish

Harab olma. Yıkılma. Ortadan kalkma. Çökme. Bozulma. * Tas: Beşeri noksanlıklardan kurtuluş hâli

MAHV : Ottoman Turkish

enlik bakımından silinme

MAHV VE SEKİR : Ottoman Turkish

Fenafillâh makamında kendi varlığını hiç görmek ve bu mânevi hâlin zevk ve te'sirinden ruhi bir coşkunlukla kendinden geçme hâli

MAHVA : Ottoman Turkish

Secdede karnını uyluklarından çekip ayıran kimse

MAHVAR : Ottoman Turkish

f. Ay gibi

MAHVARE : Ottoman Turkish

f. Aylık maaş

MAHVE : Ottoman Turkish

Kuzey rüzgârı

MAHVETME : Ottoman Turkish

silme

MAHVEŞ : Ottoman Turkish

f. Ay gibi

MAHVİYET : Ottoman Turkish

silinme hâli

MAHVİYETKÂR : Ottoman Turkish

enliğini silen

MAHVİYETKÂRANE : Ottoman Turkish

enliğini silercesine

MAHVİYYET : Ottoman Turkish

Alçak gönüllülük. Tevâzu. Kendi kusurunu bilip kendine haddinden fazla kıymet vermemek. Tevâzu içinde olmak

MAHY : Ottoman Turkish

Gidermek

MAHYA : Ottoman Turkish

Hayat. Canlılık

MAHYANE : Ottoman Turkish

f. Aylık. Aydan aya verilen maaş

MAHYERE : Ottoman Turkish

Muhayyerlik, beğenip seçmede serbestlik

MAHZ : Ottoman Turkish

Safi ve hâlis. Katıksız. Sırf. Hâs. Hulus ile muhabbet. * Tâ kendisi. * Sadece. * Su katılmamış hâlis süt

MAHZ : Ottoman Turkish

sadelik

MAHZ-I EDEB : Ottoman Turkish

Edebin ta kendisi. Sırf terbiye ve edeb

MAHZ-I HİKEM : Ottoman Turkish

Akıllılığın ve filozofluğun ta kendisi. Hikmetlerin ta kendisi

MAHZ-I KERAMET : Ottoman Turkish

Tam bir keramet gibi. Kerametin ta kendisi