Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MEBSUT : Ottoman Turkish

Açılmış. Yayılmış. Serilmiş. * Mufassal. Etraflıca beyan olunan. Bast olunmuş. Uzun uzadıya anlatılmış

MEBSUTEN : Ottoman Turkish

Mebsut olarak

MEBSUTEN MÜTENASİB : Ottoman Turkish

"Birbirlerine nisbetli olan iki şeyden birinin artmasıyla, diğerinin de aynı nisbetle artması; veya eksilmesiyle diğerinin de eksilmesidir. Doğru orantılı."

MEBSÛT : Ottoman Turkish

genişleyen

MEBSÛTEN : Ottoman Turkish

genişleterek

MEBTUN : Ottoman Turkish

Karnı hasta olan kimse

MEBTUT : Ottoman Turkish

Kesilmiş ve ayrılmış

MEBTUTE : Ottoman Turkish

Fık: Üç talak ile boşanmış olan kadın

MEBTUŞ : Ottoman Turkish

Tutulmuş. * Hışım olunmuş

MEBYET : Ottoman Turkish

Geceliyecek yer. Gece vakti kalınacak yer

MEBZUL : Ottoman Turkish

Bol. Çok sarf olunan. Ucuz

MEBZULİYYET : Ottoman Turkish

Ucuzluk. Bolluk

MEBZULİYYET-İ ELVAN : Ottoman Turkish

Renk bolluğu

MEBZULÎ : Ottoman Turkish

Bolluk, çokluk, kesret

MEBZÛL : Ottoman Turkish

ol, çok, ucuz

MEBZÛLİYET : Ottoman Turkish

olluk, çokluk, ucuzluk

MEBÂDİ : Ottoman Turkish

aşlangıçlar

MEBÂHİS : Ottoman Turkish

konular

MEBÛS : Ottoman Turkish

gönderilen, milletvekili

MEBÛSÂN : Ottoman Turkish

mebuslar, milletvekilleri

MEBĞUZ : Ottoman Turkish

sevilmeyen

MEBŞURE : Ottoman Turkish

Yüzü ve vücudu güzel yaratılmış kadın

MEBŞUŞ : Ottoman Turkish

(C.: Mebâşiş) Silinmiş. İzi eseri kalmamış

MEC' : Ottoman Turkish

Hurmayı sütle ıslatıp yemek

MEC'UL : Ottoman Turkish

Yapılmış. Meydana çıkarılmış. İkame ve ihdas olunmuş olan