Turkish
MELAİB : Ottoman Turkish
(Mel'ab-Mel'abe. C.) Oyuncaklar. Oyun oynanacak yerler
MELAİK : Ottoman Turkish
(Mil'aka. C.) Tahta kaşıklar
MELAİK(E) : Ottoman Turkish
(Melek. C.) Melekler. Nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, makamları sabit, kendileri ma'sum mahluklar
MELAİKE-İ KİRAM : Ottoman Turkish
"Büyük meleklerin büyükleri: Cebrâil, Mikâil, İsrâfil, Azrâil (A.S.)(... Melâike, bir ümmet-i azimedir ki; sıfat-ı iradeden gelen ve şeriat-ı fıtriyye denilen evamir-i tekviniyesinin hamelesi ve mümessili ve mütemessilleridirler. S.)(... Hem meselâ küre-i arz, küre-i arzın nevileri adedince başlar ve o nevilerin ferdleri sayısınca diller ve o fertlerin a'za ve yaprak ve meyveleri mikdarınca tesbihatlar yaptığı için elbette o haşmetli ve şuursuz ubudiyyet-i fıtriyeyi bilerek, şuurdârâne temsil edip Dergâh-ı İlâhiyeye takdim etmek için kırk bin başlı ve her başı kırk bin dil ile ve her bir dil ile kırk bin tesbihat yapan bir melek-i müekkeli bulunacak ki, ayn-i hakikat olarak Muhbir-i Sâdık haber vermiş ve hilkat-ı kâinatın en ehemmiyetli neticesi olan insanlarla münasebât-ı Rabbâniyeyi tebliğ ve izhâr eden Cebrâil (A.S.) ve zihayat âleminde en haşmetli ve en dehşetli olan diriltmek ve hayat vermek ve ölümle terhis etmekteki Halika mahsus olan icraat-ı İlâhiyeyi, yalnız temsil edip ubudiyetkârâne nezâret eden İsrafil (A.S.) ve Azrâil (A.S.) ve hayat dâiresinde rahmetin en cemiyetli, en geniş, en zevkli olan rızıktaki ihsânât-ı Rahmâniyeye nezâretle berâber şuursuz şükürleri şuur ile temsil eden Mikâil (A.S.) gibi meleklerin pek acib mâhiyette olarak bulunmaları ve vücudları ve ruhların bekaları, saltanat ve haşmet-i Rububiyyetin muktezasıdır. Onların ve her birinin mahsus tâifelerinin vücudları, kâinatta güneş gibi görünen saltanat ve haşmetin vücudu derecesinde kat'idir ve şüphesizdir. Melâikeye âid başka maddeler bunlara kıyas edilsin. Ş.)"
MELAİN : Ottoman Turkish
(Mel'ane. C.) Lânet edilecek iş ve hareketler
MELAK : Ottoman Turkish
Lütuf, muhabbet, sevgi
MELAL : Ottoman Turkish
Can sıkıntısı. Usanç. Gamlılık. Zaaf ve fütur
MELAL-AVER : Ottoman Turkish
f. Usanç verici, usandıran, sıkan
MELAM : Ottoman Turkish
Kınanmış. * Rezillik. Hakirlik. Kıymetsizlik
MELAMET : Ottoman Turkish
Kınanmışlık. İtab ve serzenişlik. Rezillik ve rüsvaylık
MELAMET-ZEDEGÂN : Ottoman Turkish
(Melametzede. C.) f. Ayıplanmış, kınanmış kimseler, azarlanmış olanlar
MELAMETZEDE : Ottoman Turkish
(C.: Melametzedegân) f. Melamete uğramış, ayıplanmış, azarlanmış, kınanmış
MELAMİ' : Ottoman Turkish
(Lem'a. C.) Parıltılar. Aydınlıklar
MELAMİH : Ottoman Turkish
(Lemha. C.) Lemhalar. Bir şeyin başka bir şeye benzeme noktaları. Güzellik ve çirkinlik eserleri
MELAMİYYUN : Ottoman Turkish
(Melamî. C.) Melamî tarikatından olanlar
MELAMÎ : Ottoman Turkish
Kınanmış ve ayıplanmışlardan olan. * Hükema-i Kelbiyyun. (Bak: Kelbiyyun) * Melami adındaki tarikata mensub olan
MELAS : Ottoman Turkish
Kaypakça olmak
MELASET : Ottoman Turkish
Yumuşaklık. (Zıddı: Huşunet)
MELASSA : Ottoman Turkish
Hırsız ve haydut yatağı
MELAVET : Ottoman Turkish
Vakit, zaman
MELAZ : Ottoman Turkish
Sığınılacak yer. Melce'
MELAZE : Ottoman Turkish
f. Küçük dil
MELAZİB : Ottoman Turkish
(Milzâb. C.) Çok tamahkâr ve cimri olanlar
MELAZZ : Ottoman Turkish
Yalancı, kezzab. (Melzuz. C.) Leziz nesneler, lezzetli şeyler
MELBES : Ottoman Turkish
Giyecek şey. Elbise
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani