Turkish
Turkish
MEŞTAT : Ottoman Turkish
(C: Meşâti) Kışlak
MEŞTUM : Ottoman Turkish
Şetm olunmuş. Sövülüp sayılmış
MEŞUB : Ottoman Turkish
Karışmış
MEŞUK : Ottoman Turkish
Âşık, tutkun
MEŞUM : Ottoman Turkish
Vücudu benekli adam
MEŞUŞ : Ottoman Turkish
Mendil
MEŞVERET : Ottoman Turkish
Danışma. Konuşup anlaşma. Fikir edinmek için konuşup görüşme. Görüşme meclisi. (Bak: istişâre)
MEŞVERET : Ottoman Turkish
danışma, fikir alışverişi yapma
MEŞY : Ottoman Turkish
Yürüme
MEŞY-İ ASKERÎ : Ottoman Turkish
Asker yürüyüşü. Askerî yürüyüş
MEŞYEN : Ottoman Turkish
Yayan olarak, yürüyerek
MEŞYUHA : Ottoman Turkish
Yavşan otunun yetiştiği yer
MEŞYUM : Ottoman Turkish
Bedeninde beni olan, benli adam
MEŞÂGİL : Ottoman Turkish
meşguliyetler
MEŞÂHİR : Ottoman Turkish
meşhurlar, ünlüler
MEŞÂKK : Ottoman Turkish
Eziyetler. Sıkıntılar. Meşakkatler. Mihnetler
MEŞÂKK-I HAYAT : Ottoman Turkish
Hayatın meşakkat, zahmet ve sıkıntıları
MEŞÂKKA : Ottoman Turkish
Muhalefet ve adâvet etmek. Karşı gelip düşmanlık yapmak
MEŞÂLE : Ottoman Turkish
ucu alevli değnek
MEŞÂRİB : Ottoman Turkish
meşrepler, anlayışlar, gidişatlar
MEŞÊME : Ottoman Turkish
sol, kötü, uğursuz
MEŞÎ : Ottoman Turkish
Yürüyüş. Gidiş. Doğru yola gitmek
MEŞÎB : Ottoman Turkish
İhtiyarlık. Yaşlılık. Saç ağarması
MEŞÎD : Ottoman Turkish
Harçla yapılmış sağlam bina. Sıvanmış bina
MEŞÎET : Ottoman Turkish
dileme
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani