Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
MÂREKE : Ottoman Turkish

çarpışma yeri, çarpışma

MÂREZ : Ottoman Turkish

sergi

MÂRİFE : Ottoman Turkish

elli, bilinen

MÂRİFET : Ottoman Turkish

ilim, hüner, tanıma

MÂRİFETNÂME : Ottoman Turkish

marifet yazısı

MÂRİFETULLAH : Ottoman Turkish

Allahı bilme, tanıma

MÂRİFETÂŞİNÂ : Ottoman Turkish

marifetin yabancısı olmayan

MÂRR : Ottoman Turkish

Geçen, geçmiş, yürüyen

MÂRR-ÜL BEYAN : Ottoman Turkish

Beyânı yukarıda geçmiş olan

MÂRR-ÜZ ZİKR : Ottoman Turkish

Yukarıda zikri geçmiş olan, yukarda bahsedilmiş olan

MÂRRE : Ottoman Turkish

Fık: Herkesin gittiği umumi yoldan yürüyen

MÂRRİN Ü ÂBİRÎN : Ottoman Turkish

Gelip geçenler. Gelen giden

MÂRRÎN : Ottoman Turkish

(Mâr. dan) Geçenler

MÂRUF : Ottoman Turkish

ilinen, güzel

MÂRUFİYET : Ottoman Turkish

ilinirlik

MÂRUZ : Ottoman Turkish

arzolunan, verilen, anlatılan, karşı karşıya kalan

MÂRUZÂT : Ottoman Turkish

anlatılanlar

MÂRÛT : Ottoman Turkish

sihir belleten iki melekten biri

MÂRIK : Ottoman Turkish

dinsiz

MÂSADAK : Ottoman Turkish

ir sözü onaylayan, doğrulayan

MÂSİVÂ : Ottoman Turkish

yaratıklar

MÂSİVÂULLAH : Ottoman Turkish

Allahın yarattıkları

MÂSİYET : Ottoman Turkish

isyan, günah

MÂSUM : Ottoman Turkish

günahsız, suçsuz

MÂSUME : Ottoman Turkish

suçsuz kadın veya kız