Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
NAZARAN : Ottoman Turkish

Nisbeten, nisbetle kıyaslıyarak. * Bakarak, görerek

NAZARAN : Ottoman Turkish

göre, bakarak

NAZARENDAZ : Ottoman Turkish

nazar eden, bakan

NAZARGÂH : Ottoman Turkish

akış yeri, bakılan yer

NAZARİYE : Ottoman Turkish

görüş, ileri sürülen fikir

NAZARİYYÂT : Ottoman Turkish

(Nazariye. C.) Görüşler. Düşünceler. Doğruluğu isbat edilmemiş ilmi görüşler

NAZARİYÂT : Ottoman Turkish

kitabî bilgiler, görüşler, ispatlanmamış düşünceler

NAZARÎ : Ottoman Turkish

henüz düşünce hâlinde olan

NAZARÎ (NAZARİYE) : Ottoman Turkish

Nazara ve düşünceye ait. Yalnız görüş ve düşünce hâlinde bulunan ve tatbik edilmemiş hâlde olan bilgi

NAZBALİN : Ottoman Turkish

f. Yastık

NAZBALİŞ : Ottoman Turkish

f. Yastık

NAZC : Ottoman Turkish

Olgunluk, olma, pişme, kıvam bulma. Yetişme. * Büluğa erme. Bâliğ olma

NAZC-I KABL-EL VAKT : Ottoman Turkish

Zamanından önce büluğa erme

NAZD : Ottoman Turkish

Her şeyi yerli yerine koymak

NAZDAR : Ottoman Turkish

f. Nazlı. Naz yapan. Şımarık. * Meşhur bir cins lâle

NAZEKÎ : Ottoman Turkish

Nâziklik, incelik

NAZENDE : Ottoman Turkish

f. Nazlı, naz edici, naz yapan

NAZENİN : Ottoman Turkish

f. İnce, nazlı, zayıf, lâtif, hoş eda olan, nazlı yetişmiş, şımarık. Oynak. Nazik endamlı

NAZH : Ottoman Turkish

Su çekme. Herhangi bir yer, çukur veya kuyudan bir şeyler çıkarma

NAZHA : Ottoman Turkish

Yağmur

NAZİ' : Ottoman Turkish

Çekici kimse. * Husumet eden, düşmanlık eden

NAZİAT : Ottoman Turkish

"Hz. Azrâil'in (A.S.) avenesi olan bir taife melâike ki; şerli ve kötü ruhlu insanların canlarını şiddetle alırlar. * Nez'edenler. Çekip koparanlar."

NAZİAT SURESİ : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'in
Suresidir. Sâhire ve Tâmme Suresi de denir

NAZİC : Ottoman Turkish

Pişmiş, yetişmiş, olgunlaşmış, kıvamına ermiş

NAZİD : Ottoman Turkish

(Nazide) Tertibli, nizamlı, yerli yerinde. * Minder yastık vs. gibi ev eşyası