Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
NEVRESÎDE : Ottoman Turkish

genç, taze

NEVROZ : Ottoman Turkish

Fr. Tıb: Sinir sistemi bozukluğu. Sinirlilik hastalığı

NEVRUZ : Ottoman Turkish

f. Yeni gün. İlkbahar. Baharın ilk günü sayılan ve güneşin Hamel (Kuzu) burcuna girdiği 22 Marta rastlayan gün. Bu tarihte gece ve gündüz müsâvi olur. İranlıların yılbaşısıdır

NEVRUZİYE : Ottoman Turkish

Nevruz gününe âit olan. Hususan o gün için yazılan, söylenen manzume

NEVRÛZ : Ottoman Turkish

ahar başlangıcı

NEVRÜSTE : Ottoman Turkish

f. Yeni yetişme

NEVS : Ottoman Turkish

Tehir etmek, sonraya bırakmak. * Kaçmak, firar etmek. * Vahşi hımar, yabani eşek

NEVSALE : Ottoman Turkish

f. Genç. Küçük. Tâze

NEVSEFER : Ottoman Turkish

f. Yeni yolculuğa çıkan

NEVT : Ottoman Turkish

(C.: Envât-Niyât) Bir yere asma. Kaldırma

NEVTA : Ottoman Turkish

Göğüste olur bir verem

NEVTÎ : Ottoman Turkish

Gemici

NEVVAB : Ottoman Turkish

Nâiblik eden. Birinin yerine vekil olarak iş gören

NEVVAH(E) : Ottoman Turkish

Ağlayan, çığlık koparan

NEVVAR : Ottoman Turkish

nurlu, aydınlık

NEVVAR(E) : Ottoman Turkish

Nurlu, aydın. Aydınlık

NEVVARE : Ottoman Turkish

aydınlatan

NEVZ : Ottoman Turkish

(C.: Envâz) Dere, vâdi

NEVZAD : Ottoman Turkish

f. Yeni doğmuş. * Yeni doğmuş çocuk

NEVZAD : Ottoman Turkish

yeni doğmuş bebek

NEVZEMİN : Ottoman Turkish

f. Yeni çeşit, yeni tarz

NEVZUHUR : Ottoman Turkish

f. Yeni çıkma. Yeni zuhur etme

NEVÂ : Ottoman Turkish

ses, nağme, çekirdek

NEVÂBİT : Ottoman Turkish

itkiler

NEVÂMİS : Ottoman Turkish

namuslar, kanunlar