Turkish
NİŞANE : Ottoman Turkish
(Bak: Nişan)
NİŞANE-İ TASDİK : Ottoman Turkish
"Kabul edildiğine dâir işaret, tasdik işareti. * Mu'cizeler.(Kabir, ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısı (olduğunu) ihbar eden 124 bin muhbir-i sâdık, ellerinde nişane-i tasdik olan mu'cizeler bulunan enbiyalar ve o enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri, keşif ve zevk ve şuhud ile tasdik eden ve imza basan 124 milyon evliyanın aynı hakikata şehadetleri ve hadd ü hesaba gelmeyen muhakkiklerin kat'i delilleriyle o enbiya ve evliyanın aklen ilmelyakîn derecesinde isbat ettikleri ve yüzde doksandokuz ihtimal-i kat'i ile ""idam ve zindan-ı ebedîden kurtulmak ve o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız iman ve itaatledir"" diye ittifaken haber veriyorlar. S.) (Bak: Muhbir-i sâdık)"
NİŞANGÂH : Ottoman Turkish
f. Hedef yeri. Nişan tahtası. * Silâh namlusunun üstünde bulunan, nişan almağa yarayan kısım
NİŞDE (NİŞDÂN) : Ottoman Turkish
Talep etmek, istemek. * Söz vermek, and vermek
NİŞDET : Ottoman Turkish
Araştırıp sorma. * Kaybolan bir şeyi arama
NİŞE : Ottoman Turkish
f. Çoban düdüğü. Kaval
NİŞEST : Ottoman Turkish
f. Oturan
NİŞESTE : Ottoman Turkish
(C.: Nişeste-gân) f. Oturan, oturmuş
NİŞESTE-GÂN : Ottoman Turkish
(Nişeste. C.) f. Oturanlar, oturmuş olanlar
NİŞESTGÂH : Ottoman Turkish
f. Oturacak yer
NİŞHAR : Ottoman Turkish
f. Diken batmış, iğnelenmiş
NİŞİB : Ottoman Turkish
f. (Yukarıdan aşağıya) iniş
NİŞİB Ü FİRAZ : Ottoman Turkish
İniş ve yokuş
NİŞİBGÂH : Ottoman Turkish
f. Çukur yer
NİŞİMEN : Ottoman Turkish
f. Oturacak yer
NİŞİMENGÂH : Ottoman Turkish
f. Durak, yurt. Toplanılacak yer
NİŞİN : Ottoman Turkish
"f. ""Oturan, oturmuş"" gibi mânâya gelir ve başka kelimelerle birleşir."
NİŞİNENDE : Ottoman Turkish
f. Oturan, oturucu
NİŞTER : Ottoman Turkish
f. Hekim bıçağı, neşter
NİŞVE : Ottoman Turkish
Koklamak. * Bilmek. * Haber vermek
NİŞÂN : Ottoman Turkish
iz, bellik
NİŞÂNE : Ottoman Turkish
iz, alâmet, bellik
NİŞÎN : Ottoman Turkish
oturan
NOBRAN : Ottoman Turkish
Sert mizaçlı, inatçı, nâzik olmayan
NOKSAN : Ottoman Turkish
(Nuksan) Eksik, kusurlu, nâkıs. * Eksiklik, azlık. Eksilme, azalma. * Yokluk
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani