Turkish
PEYK-İ FELEK : Ottoman Turkish
Ay. Dünyanın etrafında dönen ay. Dünyanın peyki
PEYKAN : Ottoman Turkish
Okun ucundaki sivri demir
PEYKE : Ottoman Turkish
f. Tahta sedir
PEYKE : Ottoman Turkish
tahta sedir
PEYKER : Ottoman Turkish
f. Yüz, çehre, surat
PEYM : Ottoman Turkish
f. Haber
PEYMA : Ottoman Turkish
f. Ölçen, ölçücü
PEYMAN : Ottoman Turkish
f. And, yemin, muahede, ahitleşmek.(Cihet-ül vahdet-i ittihadımız, tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. Madem ki muvahhidiz, müttehidiz. Her bir mü'min ilâ-yı Kelimetullah ile mükelleftir. Bu zamanda bunun mühim bir sebebi maddeten terakki etmektir. H.Ş.)
PEYMAN-ŞİKEN : Ottoman Turkish
(Peyman-şikân) Yemin bozan, ahdini yerine getirmeyen
PEYMANE : Ottoman Turkish
f. Büyük kadeh. * Ölçek, kile. * Şarap bardağı
PEYMANE-ŞİKEST : Ottoman Turkish
f. Kadehi kırık
PEYMANEKEŞ : Ottoman Turkish
f. İçki içen
PEYMAY : Ottoman Turkish
f. Tartıcı, ölçücü
PEYMUDE : Ottoman Turkish
f. Ölçülmüş
PEYMÂN : Ottoman Turkish
yemin
PEYMÂNE : Ottoman Turkish
kadeh
PEYREV : Ottoman Turkish
f. Ardı sıra giden, tâbi olan, izinden giden, uyan
PEYREV : Ottoman Turkish
izleyen
PEYSİPER : Ottoman Turkish
f. Çiğnenmiş, ayak altında kalmış
PEYUG : Ottoman Turkish
(C.: Peyugân) f. Gelin
PEYUGAN : Ottoman Turkish
(Peyug. C.) Gelinler
PEYVEND : Ottoman Turkish
f. Ulaşma, varma, vasıl olma. * Bağ, alâka
PEYVEST : Ottoman Turkish
f. Ulaşma, vasıl olma, kavuşma
PEYVESTE : Ottoman Turkish
f. Her zaman, dâima. * Ulaşmış, ermiş. * Bitişik, muttasıl
PEYVESTEGÎ : Ottoman Turkish
f. Bitişme, ulaşma, bitişiklik
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani