Turkish
PÜRSAN : Ottoman Turkish
(Pürsâ) f. Soran, sorucu
PÜRSEVDA : Ottoman Turkish
sevda dolu
PÜRSİŞ : Ottoman Turkish
f. Soruş, sorma, sual ediş
PÜRSİŞ-İ HÂTIR : Ottoman Turkish
Hatır sorma
PÜRYAN : Ottoman Turkish
f. (Bak: Biryan)
PÜRŞAŞAA : Ottoman Turkish
çok gösterişli
PÜRŞER : Ottoman Turkish
çok şerli, kötülüklerle dolu
PÜSENDER : Ottoman Turkish
f. Üvey oğul. Üvey evlâd
PÜSER : Ottoman Turkish
(C.: Püserân) f. Erkek çocuk, oğul
PÜŞT : Ottoman Turkish
f. Sırt, arka
PÜŞT-PA : Ottoman Turkish
f. Ayak tabanı
PÜŞTE : Ottoman Turkish
f. Tepe, yığın
PÜŞTE-İ BAĞ : Ottoman Turkish
Çimenlik, çayırlık
PÜŞTER : Ottoman Turkish
f. Arka, sırt
PÜŞTİBAN : Ottoman Turkish
f. Payanda, destek, dayanak. * Yardımcı, muin
PÜŞTİVAN : Ottoman Turkish
f. Destek, dayanak, payanda. * Yardımcı
PÜŞTMAL : Ottoman Turkish
f. Peştemal
PÜŞTVARE : Ottoman Turkish
f. Bir hamal yükü. Bir arkalık yük
PILAÇKA : Ottoman Turkish
(Arnavutça) Tar: Muharebede ve yağmada alınan eşya, çapul
PIRLANTA : Ottoman Turkish
İtl. Çok tıraş edilmiş, foyasız parlak elmas. Taşı pırlanta olan
PIRLANTA : Ottoman Turkish
işlenmiş elmas
PIRLANTAMİSAL : Ottoman Turkish
pırlanta gibi
RA : Ottoman Turkish
f. İsim veya zamirin sonuna ilâve edilirse, Türkçedeki i, im, in, a, e eklerinin yerine kullanılır. Meselâ:Hâne: Ev. Hâne-râ: Evi, evin, eve.Tû: Sen. Tû-râ: Seni, senin, sana
RA' : Ottoman Turkish
Küçük kene
RA'AD : Ottoman Turkish
Geveze kimse. Çok konuşan adam. * Torpil balığı
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani