Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
REHBER : Ottoman Turkish

"f. Yol gösteren, kılavuz. (Bak: Mürşid)(...Hem Rabb-ül-Âlemîn, meyve-i âlem olan insana âlemi içine alacak bir vüs'at-ı istidat verdiğinden ve bir ubudiyet-i külliyeye müheyya ettiğinden ve hissiyatça kesrete ve dünyaya mübtelâ olduğundan; bir rehber vasıtasiyle yüzlerini kesretten vahdete, fâniden bâkiye çevirmek istemesine mukabil; en âzami bir derecede, en eblâğ bir surette, Kur'an vasıtasiyle en ahsen bir tarzda rehberlik eden ve risaletin vazifesini en ekmel bir tarzda ifa eden yine bilbedahe O Zâttır... S.)"

REHBER : Ottoman Turkish

yol gösteren

REHBERÎ : Ottoman Turkish

Kılavuzluk, rehberlik

REHBET : Ottoman Turkish

Fazla korku, yılmak, çekinmek

REHBETEN : Ottoman Turkish

Korkup çekinerek, çekingenlikle

REHC : Ottoman Turkish

Toz, gubar. * Fitne

REHD : Ottoman Turkish

Bastırarak ezme

REHDEN : Ottoman Turkish

(C.: Rahâdin) Serçeden büyük bir kuş

REHEB : Ottoman Turkish

Korkmak, yılmak. Çekinmek. * Korku, havf

REHEBUT : Ottoman Turkish

Çok korkmak

REHEC : Ottoman Turkish

Toz

REHF : Ottoman Turkish

Keskinleştirmek, bilemek

REHGÜZÂR : Ottoman Turkish

yol üstü

REHHAS : Ottoman Turkish

Kârgir bina yapan

REHİDE : Ottoman Turkish

f. Sıkıntı ve dertten kaçmış olan

REHİN : Ottoman Turkish

(Rehn-Rehine) Bir şeyin yerine teminat olarak tutulmuş olan şey, rehin edilmiş. * Mevkuf ve mahpus kılmak

REHİN : Ottoman Turkish

ir şeyin yerine garanti olarak tutulan

REHK : Ottoman Turkish

Aradan yetişip yaklaşma. * Yürüme. * şaşa kalma, taaccüb etme, hayrette kalma. * Kötü şeylere düşkünlük

REHKET : Ottoman Turkish

Güçsüzlük, kuvvetsizlik, zayıflık

REHL : Ottoman Turkish

Sülpük olmak. Kendini salıvermek. * Acı çekmek, muztarib olmak. * Çok uyumaktan yüzü şişip uyuşuk olmak

REHLET : Ottoman Turkish

şişkinlik, şişme

REHMET : Ottoman Turkish

Yağmur, rahmet

REHN : Ottoman Turkish

Sâbit ve dâim olmak. *Devamlı oluş. * Hapsetmek

REHNEVERD : Ottoman Turkish

f. Yola çıkan. Yolcu

REHNÜMA : Ottoman Turkish

f. Yol gösteren. Kılavuz