Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SABAYA : Ottoman Turkish

(Sabiyye. C.) Büluğ çağına varmamış küçük kızlar. Kız çocukları

SABB : Ottoman Turkish

Dökmek, akıtmak, boşaltmak. Dökülmek. * Aşık, tutkun

SABBAG : Ottoman Turkish

Boyayan, boyacı. * Deri altındaki boyalı madde

SABBAR : Ottoman Turkish

Çok sabırlı, sabur. (Bak: Sabr)

SABBARE : Ottoman Turkish

Soğukluk

SABBUR : Ottoman Turkish

Katı, şiddetli, şedid

SABEB : Ottoman Turkish

(C.: Asbâb) Çukur yer, iniş yer

SABG : Ottoman Turkish

Boyama. Boyanma

SABGA' : Ottoman Turkish

Kuyruğunun ucu beyaz olan koyun

SABHİD : Ottoman Turkish

Bey, emir

SABİ : Ottoman Turkish

Henüz süt emen çocuk. * Büluğ çağına gelmemiş olan çocuk. * Üç yaşını tamamlamayan erkek çocuk

SABİ' : Ottoman Turkish

Yavru sesi. * Fil, hınzır ve fâre sesi

SABİB : Ottoman Turkish

Susam yaprağının suyu. * Kına yaprağının suyu

SABİH : Ottoman Turkish

(Sabiha) Güzel, latif, şirin

SABİHA : Ottoman Turkish

Fecir vakti

SABİKÎN : Ottoman Turkish

(Bak: Sâbıkûn)

SABİL : Ottoman Turkish

Gezkere denilen nesne. (Onunla ters, balçık ve gayri ne olursa taşırlar). * Yolcu kimse

SABİR : Ottoman Turkish

(C.: Sıber) Kefil. * Yağmursuz beyaz bulut

SABİR(E) : Ottoman Turkish

Tahammül eden, sabreden, bekleyen. Zorluğa karşı göğüs geren, hâlinden şikâyet etmeyip acı ve sızıya katlanan. Belâ ve musibete karşı şikâyet etmeyip Allah'a (C.C.) şükreden

SABİRÎ : Ottoman Turkish

Bir çeşit ince giyim eşyası. * Bir cins hurma

SABİRÎN (SÂBİRÛN) : Ottoman Turkish

Sabredenler. (Bak: Sabr)

SABİT : Ottoman Turkish

Duran, yerinde durup hareket etmeyen. * Doğruluğu isbat edilmiş olan

SABİT-KADEM : Ottoman Turkish

Mizacı oynak olmayıp işine ve sözünde kararlı olan, yerinde direnen. Sözünde duran

SABİTE : Ottoman Turkish

Yerinde durur gibi olan yıldız. * Yerinde durup hareket etmeyen herhangi bir şey. (Seyyare'nin zıddı)

SABİYY : Ottoman Turkish

(C.: Sıbye-Sıbyan) Oğlan. * Meyl ve muhabbet eden kimse