Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SALÂVÂT : Ottoman Turkish

Peygamberimiz için edilen dualar

SALÎB : Ottoman Turkish

haç

SAM : Ottoman Turkish

Ölüm, mevt. * Yer altındaki altın damarı. * Gök kuşağı. * Ateş. * Sersemlik hastalığı. * Hazret-i Nuh'un (A.S.) oğullarından birinin ismi

SAM'A : Ottoman Turkish

Küçük kulaklı kadın. (Müz: Asmâ) * Kuvvetlenip olgunlaşan ot

SAM'AR : Ottoman Turkish

Katı şiddetli, şedid

SAM'ARE : Ottoman Turkish

Sağlam ve dayanıklı, sert

SAMAHMAH : Ottoman Turkish

Uzun ve çok yoğun olan madde

SAMAM : Ottoman Turkish

Belâ. * Zahmet, meşakkat

SAMANYOLU : Ottoman Turkish

uzaktan parlak bir yol gibi görünen yıldızlar kümesi

SAMD : Ottoman Turkish

Kasdetmek. * Yüksek yer. * Galiz, yoğun

SAMECE : Ottoman Turkish

(C.: Samec) Kandil

SAMED : Ottoman Turkish

Her şeyin kendine muhtaç olup, kendisi hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan. (Allah) *Pek yüksek, dâim. * Refi' ve âli ve içi dolu şey. * Kavmin ulusu

SAMEDANÎ : Ottoman Turkish

Samed olan Allah (C.C.) ile alâkalı. İlahî. Allah'a mahsus

SAMEDANÎYET : Ottoman Turkish

Samedanîlik

SAMEDİYET : Ottoman Turkish

Allah'ın (C.C.) hiç bir şeye muhtaç olmadığı gibi hazinesinden hiçbir şey eksilmemesi ve kudretine de hiç bir şey ağır gelmemesi

SAMEKMEK : Ottoman Turkish

Çok kuvvetli adam

SAMEM : Ottoman Turkish

Sağırlık

SAMER : Ottoman Turkish

Bozulup fena kokmak

SAMEYAN : Ottoman Turkish

Sıçramak. * Kalkmak. * Yürekli, cesaretli, kahraman, bahadır kişi

SAMG : Ottoman Turkish

Zamk, ağaç sakızı

SAMGÎ : Ottoman Turkish

Zamk gibi, zamk halinde olan

SAMHA : Ottoman Turkish

Kolaylık. Asânlık. Sühulet

SAMİ : Ottoman Turkish

Sertlik, katılık. Kuruluk

SAMİ' : Ottoman Turkish

İşiten, duyan, dinleyen

SAMİA : Ottoman Turkish

Duyma, işitme duygusu, işitme kuvveti