Turkish
SETRİAVRET : Ottoman Turkish
gösterilmesi yasak yerleri örtme
SETTAR : Ottoman Turkish
günahları örten, Allah
SETTAR(E) : Ottoman Turkish
Örten, kapayan gizleyen. En çok gizleyen ve örten
SETTAR-ÜL UYUB : Ottoman Turkish
Ayıpları, kusurları örten. Kusurları göstermeyen, günahları bağışlayan Allah (C.C.)
SETTARE : Ottoman Turkish
görünmemek için girilecek yer, örten, kapatan
SETTARÜLUYÛB : Ottoman Turkish
ayıpları örten Allah
SETTUKA : Ottoman Turkish
İki tarafı gümüş ve içi bakır olan akça
SETV(E) : Ottoman Turkish
(C.: Setavât) Hamle etmek. * Kahretmek. * Hiddetlenmek, kızmak, gadap etmek
SEV' : Ottoman Turkish
Akmak
SEV'E : Ottoman Turkish
Kabiha ve fâhişe hasleti. * Ut yeri
SEVA : Ottoman Turkish
Mukim olmak, ikamet etmek, oturmak. * Zayıf olmak
SEVAB : Ottoman Turkish
Hayır. Hayırlı iş. Allah (C.C.) tarafından mükâfatlandırılacak doğruluk ve iyilik karşılığı. Allah'ın (C.C.) rızasını kazanmağa mahsus iyi amel
SEVAB : Ottoman Turkish
sevap, dine uygun davranış
SEVABDÂR : Ottoman Turkish
sevaplı
SEVABDÂRÂNE : Ottoman Turkish
sevaplıca
SEVABİT : Ottoman Turkish
(Sâbite. C.) Merkezlerinden ayrılmaz görünen yıldızlar. * Sâbit olanlar, sâbitler
SEVABIK : Ottoman Turkish
(Sâbıka. C.) Geçmiş şeyler. Geçmiş haller. Geçmişte işlenmiş suç ve kabahatlar
SEVAD : Ottoman Turkish
Karaltı. Uzakta karaltı halinde görülen kalabalık. * Ekseri insanlar. * Şehir. Kasaba. Karye. Köy. * Karartı. Yazı karalama
SEVAD-ÜL AYN : Ottoman Turkish
Göz bebeği
SEVAD-ÜL KALB : Ottoman Turkish
Kalbin ortasında var olduğu farzedilen kara leke. (Bak: Süveyda-ül kalb)
SEVAD-I A'ZAM : Ottoman Turkish
"Büyük şehir. * Mekke-i Mükerreme. * İnsanların ekseriyeti.(Maişetçe neden bu kadar muktesit yaşıyorsun? diyenlere cevaben: Ben sevad-ı azama tâbi olmak isterim, sevad-ı azam ise; bu kadar tedarik edebilir. Ben ekalliyet-i müsrifeye tâbi olmak istemem, demişlerdir.) (Tarihçe-i Hayat)"
SEVAD-I MÜSLİMÎN : Ottoman Turkish
İslâm cemaatı
SEVAFİL : Ottoman Turkish
(Sâfil. C.) Alçaklar. (İnsan ve yer hakkında kullanılır)
SEVAHİL : Ottoman Turkish
(Sahil. C.) Sahiller, yalılar. Deniz veya ırmak kenarları
SEVAHİL : Ottoman Turkish
sahiller, kıyılar
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani