Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SEYRÜSEFER : Ottoman Turkish

gezinti ve yolculuk

SEYTEL : Ottoman Turkish

Vahşi sığır

SEYTERE : Ottoman Turkish

Havâle olunmak

SEYYAD : Ottoman Turkish

Avcı. (Bak: Sayyad)

SEYYAF : Ottoman Turkish

(Seyf. den) Kılıçlı. * Kılıç yapan, kılıççı. * Cellât

SEYYAH : Ottoman Turkish

(Siyâhat. tan) Seyahat eden, dolaşan, gezen. Turist, yolcu

SEYYAH : Ottoman Turkish

seyahat eden, gezgin

SEYYAHÎN : Ottoman Turkish

(Seyyahûn) Seyyahlar. Gezip âlemi seyredenler. Turistler, dolaşanlar, gezenler

SEYYAL : Ottoman Turkish

akan, akıcı

SEYYAL(E) : Ottoman Turkish

Akıcı şey, su gibi sıvı olup akan. Çokça akan su. * Yer değiştiren her şey

SEYYALE : Ottoman Turkish

akan, akıp giden

SEYYALE-İ BERKİYYE : Ottoman Turkish

Şimşek akımı. Elektrik akımı. * Şimşek gibi akıcı ve parlak

SEYYALÂT : Ottoman Turkish

(Seyyale. C.) Akıcı olanlar, yerinde durmayıp gidenler, akanlar. Seyyal maddeler

SEYYALÂT : Ottoman Turkish

akıcı şeyler

SEYYAR : Ottoman Turkish

dolaşan, gezen

SEYYAR(E) : Ottoman Turkish

Bir yerde durmayıp yer değiştiren. * Gökte veyâ güneş etrâfında dolaşan yıldız. Gezegen. * Kervan, kafile. * Otomobil

SEYYARAT : Ottoman Turkish

(Seyyare. C.) Seyyareler, gezegenler

SEYYARE : Ottoman Turkish

gezegen

SEYYARÂT : Ottoman Turkish

seyyareler, gezegenler

SEYYİ' : Ottoman Turkish

Kötü, fena

SEYYİAT : Ottoman Turkish

(Seyyie. C.) Kötülük, günahlar, suçlar. Kötülüğe karşı çekilen sıkıntılar.(Kur'an-ı Kerim tahliye-i seyyiatı üç mertebesi ile zikretmiştir. Birincisi şirki terk, ikincisi maasiyi terk, üçüncüsü mâsivâullahı terk.) (İ.İ.)

SEYYİAT : Ottoman Turkish

çirkinlikler

SEYYİATÂLÛD : Ottoman Turkish

çirkinliklerle karışık

SEYYİB(E) : Ottoman Turkish

Kadın görmüş erkek, erkek görmüş kadın. Dul kadın

SEYYİBÂT : Ottoman Turkish

(Seyyib. C.) Dul kalmış kadınlar