Turkish
SÜNUH : Ottoman Turkish
(C.: Sünuhat) Çok düşünmeden akla ve kalbe gelen mânâ. * Zuhur etmek. Vaki olmak. * Sözü kinâye ve târiz ile söylemek. * Kolay olmak. * Birini güçlüğe düşürmek
SÜNUH (SENÂHA) : Ottoman Turkish
Fâsid ve mütegayyer olmak. Bozulmak ve değişmek
SÜNUHAT : Ottoman Turkish
(Sünuh. C.) Kalbe gelen mânalar, doğuşlar. (Bak: Sâniha)
SÜNUN : Ottoman Turkish
(Sene. C.) Seneler, yıllar
SÜNUSÎ : Ottoman Turkish
"(Seyyid Muhammed bin Ali) (Hi:
1276) Şâzelî (Şazilî) Tarikatının sonradan teşekkül eden kollarından birisinin kurucusudur. Cezayir'in büyük velilerindendir. Memleketinin bir çok yerlerini ve Mekke-i Mükerreme'yi ziyaret etmiş; Mısır'da, Bingazi'de tederrüsle iştigal etmiştir. Bingazi'de zaviye te'sis etmiş, ibâdette ve tedriste bir çok hizmetleri ile büyük çapta muvaffak olmuştur. Vefatından evvel bir mağarayı makarr ittihaz etmiş, dâr-ı bekaya irtihalinden sonra oğlu Muhammed Mehdi (Seyyid), halefi olmuştur. Muhammed Mehdi evlâd bırakmadığından kendisinden sonra meşihat seccâdesinde biraderzâdesi Seyyid Ahmed Es-sünusî bin Es-seyyid Ahmed-üş-Şerif bin Es-seyyid Muhammed Es-sünusî oturmuştur. Müşarünileyh Birinci Cihan Harbinin sonlarında Bingazi'den gelen Saltanat tebeddülünde son Osmanlı Padişahı VI. Mehmed Vahidüddin'in kılıç alayında yeni Padişaha kılınç kuşatmış olan son Sünusî şeyhidir. (R.A.) (Kamus-ul A'lâmdan)"
SÜNYA : Ottoman Turkish
İstisnadan bir isim
SÜNYAN : Ottoman Turkish
(C.: Süniyye) Ednâ, alçak, rezil, kepâze
SÜNÛHAT : Ottoman Turkish
kalbe gelen mânâlar, doğuşlar
SÜPARE : Ottoman Turkish
(Bak: Sipare)
SÜPÜRDE : Ottoman Turkish
f. Ismarlanmış, sipariş olunmuş. * Bırakılmış, verilmiş
SÜR'A : Ottoman Turkish
Evmek, acele etmek
SÜR'AT : Ottoman Turkish
Çabukluk. Hız
SÜR'AT-İ İNFİÂL : Ottoman Turkish
Çok çabuk gücenen, çabuk darılan
SÜR'AT-İ İNTİKAL : Ottoman Turkish
Çabuk anlayıp intikal etme. Kavrama çabukluğu
SÜR'AT-İ MÜMKİNE : Ottoman Turkish
Mümkün olan çabukluk
SÜR'AT-İ SEYR : Ottoman Turkish
Gidiş hızı
SÜR'ATEN : Ottoman Turkish
Sür'atle, hemen, derhal, çabuk
SÜR'UB : Ottoman Turkish
Gelincik adı verilen hayvan
SÜR'UF : Ottoman Turkish
Yumuşak, hafif
SÜRA : Ottoman Turkish
Gece seyri
SÜRADİK : Ottoman Turkish
(Serâdik) Saray perdesi. Padişaha mahsus sarayın veya çadırın perdeleri
SÜRAG : Ottoman Turkish
f. İz, işaret, eser
SÜRAKA : Ottoman Turkish
"(Ebu Süfyan Sürâka b. Mâlik) Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hz. Ebu Bekir ile beraber hicret için Mekke'den çıktıklarında, Kureyş Rüesasının mühim bir mal mukabilinde onları öldürmek için gönderdikleri cesur bir adam olup, Hz. Peygamber'in mu'cizesiyle atının ayakları kuma saplanmış ve bu üç def'a tekerrür etmiştir. O vakit anladı ki elinden bir şey gelmez. ""El Aman!"" diyerek, Resulüllâh'ın duasına mazhar olmuş ve Mekke'nin fethinde şeref-i İslâmla müşerref olmuştur. Hz. Osman'ın (R.A.) hilâfeti zamanında, Hicri
senesinde vefat etmiştir."
SÜRAT : Ottoman Turkish
Her nesnenin üstü ve ortası
SÜRB : Ottoman Turkish
f. Kurşun, kalay. Kurşun ve kalay karışımı
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani