Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TANDIR : Ottoman Turkish

Ufak fırın. * Elleri ve ayakları ısıtmak için üstü kapalı küçük mangal

TANEF : Ottoman Turkish

Kayış. * Dağ burnu. Dağ başı. * Kapı üstüne yapılan örtü. * Duvar üzerine yapılan saçak

TANFESE : Ottoman Turkish

(C.: Tanâfis) Uzun saçaklı halı. * Hurma yaprağından yapılan ve eni bir zira' miktarı olan hasır

TANGİM : Ottoman Turkish

Avazlandırmak, seslendirmek

TANGİS : Ottoman Turkish

Dirliğini tatsız etmek

TANGO : Ottoman Turkish

Fr. Züppe giyinişli kadın. * Turuncuya çalar renk. * Bir dans çeşidi

TANGO : Ottoman Turkish

şarkılı bir dans

TANGÜB : Ottoman Turkish

Ok yapımında kullanılan sağlam bir ağaç cinsi

TANH : Ottoman Turkish

Semiz olmak, besili ve şişman olmak. * Yemeğin hazmolmaması, sindirilmemesi

TANİN : Ottoman Turkish

Sinek vızıltısı. * Kaz sesi. * Avaz ve gürültü. * Çınlamak. Tınlamak

TANİN-ENDÂZ : Ottoman Turkish

f. Çınlayan, tınlayan

TANKER : Ottoman Turkish

ing. Akaryakıt taşıyan gemi veya kamyon

TANNAN : Ottoman Turkish

Tınlayan, çınlayan

TANNAZ : Ottoman Turkish

Herkesle eğlenip alay eden. Müstehzi

TANNE : Ottoman Turkish

Balçığı çok olan yer

TANSİB : Ottoman Turkish

Yükseğe kaldırma

TANSİF : Ottoman Turkish

(Nısıf. dan) Yarı yarıya bölmek. Ayırmak

TANSİF : Ottoman Turkish

yarı yarıya bölme

TANSİR : Ottoman Turkish

Hristiyanlaştırma

TANSİS : Ottoman Turkish

Tetkikten sonra karar vermek. * Bir mes'eleyi ve hükmü, şer'î delillere isnad etmek

TANSİS : Ottoman Turkish

dinî temellere dayandırarak hüküm verme

TANSİYON : Ottoman Turkish

Fr. Tıb: Kanın damarlara içerden yaptığı tazyik, basınç

TANSİYON : Ottoman Turkish

kan basıncı

TANTANA : Ottoman Turkish

Çok lüks içinde olmak. Gösteriş. Gürültü patırtı

TANTANA : Ottoman Turkish

gösteriş, gürültü