Turkish
TECAVÜZÂT : Ottoman Turkish
(Tecavüz. C.) Tecavüzler. Sataşmalar. Haddi aşmalar
TECAZÜB : Ottoman Turkish
Birbirine karşı duyulan yakınlık. * İncizab etme. Çekme
TECAZÜM : Ottoman Turkish
Kesişmek
TECAZÜR : Ottoman Turkish
Sövüşme
TECBİB : Ottoman Turkish
Ürkmek. Kaçmak. * Davarın ön ayaklarının dizlerine kadar beyaz olması
TECBİN : Ottoman Turkish
"Birisine ""korkaksın"" deme, korkak sayma."
TECBİR : Ottoman Turkish
(Cebr. den) Çıkık veya kırık olan kemiği sarıp iyi etme
TECBİYE : Ottoman Turkish
Rüku eder gibi eğilip durmak
TECDİ' : Ottoman Turkish
Bir kimseye iyileşmesin diye beddua etme. * Vücudun bir tarafını kesme. * Çocuğu zararlı şeylerle besleyip gelişmesini önleme
TECDİD : Ottoman Turkish
Yenileme. Yenilenme. Tazelenme
TECDİD-İ BİAT : Ottoman Turkish
Biatını, bağlılığını, itimadını tekrarlamak, yenilemek
TECDİD-İ İMAN : Ottoman Turkish
"İman esaslarını kalben tasdik ettiğini, dil ile de tekrar edip yenilemek.( $ ın hikmetini soruyorsunuz. Onun hikmeti, çok Sözlerde zikredilmiştir. Bir sırr-ı hikmeti şudur ki: İnsanın hem şahsı, hem âlemi her zaman teceddüt ettikleri, için, her zaman tecdid-i imana muhtaçtır. Zira insanın herbir ferdinin mânen çok efradı var. Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki saatleri adedince birer ferd-i âher sayılır. Çünkü: Zaman altına girdiği için o ferd-i vâhid bir model hükmüne geçer, her gün bir ferd-i âher şeklini giyer.Hem insanda bu taaddüt ve teceddüt olduğu gibi, tavattun ettiği âlem dahi seyyardır. O gider, başkası yerine gelir, daima tenevvü' ediyor; her gün başka bir âlem kapısını açıyor. İmân ise; hem o şahıstaki her ferdin nur-u hayatıdır, hem girdiği âlemin ziyâsıdır.""Lâilahe illallah"" ise, o nuru açar bir anahtardır.Hem insanda mâdem nefs, hevâ ve vehim ve şeytan hükmediyorlar, çok vakit imânını rencide etmek için gafletinden istifade ederek çok hileleri ederler, şüphe ve vesveselerle imân nurunu kaparlar. Hem, zâhir-i şeriata muhalif düşen ve hattâ bâzı imamlar nazarında küfür derecesinde te'sir eden kelimat ve harekât eksik olmuyor. Onun için her vakit, her saat, her gün tecdid-i imâna bir ihtiyaç vardır. M.)"
TECDİD-İ NİKÂH : Ottoman Turkish
Nikâh tazeleme. Nikâh yenileme
TECDİDEN : Ottoman Turkish
Yenileterek. Yenileyerek
TECDİDÂT : Ottoman Turkish
Yenilemeler, tazelemeler
TECDİL : Ottoman Turkish
Yere yıkma, yere atma, yere vurma
TECDÎD : Ottoman Turkish
yenileme, tazeleme
TECEBBÜR : Ottoman Turkish
(Cebr. den) (C.: Tecebbürat) Kibirlenme, büyüklenme
TECEBBÜR : Ottoman Turkish
zorbalaşma
TECEBBÜS : Ottoman Turkish
Yürürken sallanmak
TECEBCÜB : Ottoman Turkish
Kurumak
TECEDDÜD : Ottoman Turkish
Tazelenme. Yenilenme. (Bak: Müceddid)TECEFFÜF
Kuruma, kuruyup katılaşma
TECEDDÜD : Ottoman Turkish
yenilenme
TECEDDÜDPERVER : Ottoman Turkish
yeniliksever
TECEDDÜDÎ : Ottoman Turkish
yenilenmekle ilgili
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani