Turkish
TEKVİF : Ottoman Turkish
Kûfe'ye varmak
TEKVİN : Ottoman Turkish
Var etmek. Meydana getirmek. Yaratmak. * İlm-i Kelâmda: Cenab-ı Hakk'ın sübutî bir sıfatıdır ve ademden vücuda getirmesi, icad etmesidir
TEKVİN : Ottoman Turkish
var etme
TEKVİNEN : Ottoman Turkish
var etmekle
TEKVİNİYE : Ottoman Turkish
"Yaratmağa, tekvine ait. Tekvinle alâkalı.(Evamir-i şer'iyeye karşı itaat ve isyan olduğu gibi, evamir-i tekviniyeye karşı da itaat ve isyan vardır. Birincisinde mükâfât ve mücazatın ekseri âhirette; ikincisinde, ağlebi dünyada olur. Meselâ: Sabrın mükâfatı zaferdir, ataletin mücazatı sefalettir, sa'yin sevabı servettir. Sebatın mükâfatı galebedir. M.)"
TEKVİNÂT : Ottoman Turkish
(Tekvin. C.) Tekvinler, var etmeler, yaratmalar
TEKVİNÎ : Ottoman Turkish
yaratmakla ilgili
TEKVİR : Ottoman Turkish
Yuvarlaklaştırmak. Kıvırmak. Sarmak. * Toplamak. Cemolmak. * Başa sarık sarmak
TEKVİR : Ottoman Turkish
sarma, toplama
TEKVİR SURESİ : Ottoman Turkish
Kur'an-ı Kerim'in
Suresidir. Küvvirat Suresi adı da verilir
TEKVİS : Ottoman Turkish
Yüz üstüne düşürmek
TEKVİYE : Ottoman Turkish
Ovmak, ovalamak
TEKYE : Ottoman Turkish
"f. Zikir veya ders için toplanılan yer. * Dervişlerin meskeni ve mâbedi. * Yaslanılacak, dayanılacak şey. * İtimâd etmek, dayanmak.(İşte Hoca-i Kâinat olan Fahr-i Âlem'in (A.S.M.) kudsi medresesi ve tekkesi olan Suffe'nin demirbaş bir mühim talebesi ve müridi ve kuvve-i hâfızanın ziyadesi için dua-i Nebeviyeye mazhar olan Hz. Ebu Hüreyre; gazve-i Tebük gibi bir mecma-i nâsda vukuunu haber verdiği şu mu'cize-i bereket, manen bir ordu sözü kadar kat'i ve kuvvetli olmak gerektir. M.)"
TEKYE : Ottoman Turkish
zikir evi, tekke
TEKYENİŞİN : Ottoman Turkish
f. Tekkede oturan, derviş
TEKYEZEN : Ottoman Turkish
f. İstinad eden, dayanan
TEKYİL : Ottoman Turkish
(Kile. den) Kile ile ölçme
TEKZİB : Ottoman Turkish
Yalanlamak. Bir işe inanmayıp inkâr etmek. Yalan olduğunu söylemek
TEKZİB : Ottoman Turkish
yalanlama
TEKÂFİ : Ottoman Turkish
(Tekâfü') Birbirinin dengi olma
TEKÂFÜ' : Ottoman Turkish
Beraberlik, eşitlik, müsâvilik
TEKÂHÜL : Ottoman Turkish
Dikkatsizlik, ihmal
TEKÂLİF : Ottoman Turkish
Teklifler, vergiler. (Bak: Teklif)
TEKÂLİF : Ottoman Turkish
teklifler, yükler
TEKÂLÜB : Ottoman Turkish
(Kelb. den) Köpek gibi birbirine saldırma. * Husumet etmek, düşmanlık yapmak
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani