Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
TEVEKKÜL : Ottoman Turkish

"İşi başkasına ısmarlamak. * Sebeblere tevessül ettikten sonra neticesini Allah'a bırakmak. Allah'tan gelene razı olmak. Kendine ait vazifeyi yaptıktan sonra neticelerini Allah'dan istemek. Kadere razı olmak. Hakka güvenmek. * Yeis ve kederden uzak olmak. * Âcizlik göstermek.(İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder. Fakat yanlış anlama. Tevekkül, esbabı, bütün bütün reddetmek değildir; belki esbabı, dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-i fiilî telâkki ederek; müsebbebatı, yalnız Cenab-ı Hak'tan istemek ve neticeleri O'ndan bilmek ve O'na minnettar olmaktan ibarettir.Tevekkül eden ve etmeyenin misalleri, şu hikâyeye benzer:Vaktiyle iki adam hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip, büyük bir sefineye bir bilet alıp girdiler. Birisi girer girmez yükünü gemiye bırakıp üstünde oturup nezaret eder. Diğeri hem ahmak, hem mağrur olduğundan yükünü yere bırakmıyor. Ona denildi: ""Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et."" O dedi: ""Yok, ben bırakmıyacağım. Belki zâyi olur. Ben kuvvetliyim. Malımı, belimde ve başımda muhafaza edeceğim."" Yine ona denildi: ""Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i Sultaniye daha kuvvetlidir. Daha ziyade iyi muhafaza eder. Belki başın döner, yükün ile beraber denize düşersin. Hem gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın gittikçe ağırlaşan şu yüklere tâkat getiremiyecek. Kaptan dahi eğer seni bu halde görse, ya divânedir diye seni tardedecek. Ya haindir, gemimizi ittiham ediyor, bizimle istihza ediyor, hapis edilsin, diye emredecektir. Hem herkese maskara olursun. Çünkü ehl-i dikkat nazarında, zaafı gösteren tekebbürün ile, aczi gösteren gururun ile, riyayı ve zilleti gösteren tasannuun ile kendini halka mudhike yaptın. Herkes sana gülüyor"" denildikten sonra o biçârenin aklı başına geldi. Yükünü yere koydu, üstünde oturdu. ""Oh!... Allah senden râzı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum"" dedi.İşte ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi aklını başına al, tevekkül et. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisenin karşısında titremekten ve hodfuruşluktan ve maskaralıktan ve şekavet-i uhreviyyeden ve tazyikat-ı dünyeviyye hapsinden kurtulasın... S.)"

TEVEKKÜL : Ottoman Turkish

vekil etme, gerekeni yaptıktan sonra neticeyi Allaha bırakma

TEVEKKÜL-İ İMANÎ : Ottoman Turkish

İman edenlere yakışır tevekkül. İman kuvvetinin ve hakikatının neticesi olan tevekkül

TEVEKKÜLVÂRÎ : Ottoman Turkish

tevekkül ederek

TEVEKKÜN : Ottoman Turkish

Musibet anında yüksek sesle bağırıp feryad etmek

TEVEKÂN : Ottoman Turkish

Sormamak

TEVELLA : Ottoman Turkish

(Tevelli) Birisini dost edinme. * Bir işi üzerine alma. * Dönme, yönelme, i'raz etme. * Ehl-i Beyt'e tam sevgi. * Akrabalık. Karabet. Yakınlık beslemek

TEVELLU' : Ottoman Turkish

Sevme. Alâka ve aşk peydâ etme

TEVELLÜC : Ottoman Turkish

Dühul etmek, dâhil olmak, girmek. * Vahşi canavarların yatağı

TEVELLÜD : Ottoman Turkish

Doğma. Doğum

TEVELLÜD : Ottoman Turkish

doğum, doğma

TEVELLÜDAT : Ottoman Turkish

(Tevellüd. C.) Belli bir zaman içinde doğum. Umumi doğumlar

TEVELLÜDÂT : Ottoman Turkish

doğumlar, doğmalar

TEVELLÜH : Ottoman Turkish

(C.: Tevellühât) (Veleh. den) Şaşakalma. Şaşırıp sersemleşme. * Hayran etme. * Kadını çocuğunden ayırma

TEVELVÜL : Ottoman Turkish

(C.: Tevelvülât) (Velvele. den) Gürültü patırdı etme

TEVENNUK : Ottoman Turkish

Dikkatle bakmak

TEVERRİ : Ottoman Turkish

Gizlenmek. * Belirsiz etmek

TEVERRU' : Ottoman Turkish

Haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmak

TEVERRUK : Ottoman Turkish

(C.: Teverrukat) (Varak. dan) Yapraklanma

TEVERRUT : Ottoman Turkish

Zor bir işe rastlama. Vartaya düşme

TEVERRÜD : Ottoman Turkish

Vâridolma, gelme. * Gül gibi kızarma

TEVERRÜK : Ottoman Turkish

Sol yanı üstüne oturup iki ayaklarını sağ tarafından uzatmak

TEVERRÜS : Ottoman Turkish

(Veraset. den) Mirasçı olma. Vâris olma

TEVESSU' : Ottoman Turkish

(Bak: Tevessü')

TEVESSUH : Ottoman Turkish

(Vesah. dan) Paslanma, kirlenme