Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
VELİYYULLAH : Ottoman Turkish

Allah'ın (C.C.) veli kulu

VELK : Ottoman Turkish

Yalan yakıştırmak. * Sür'at etmek, hız yapmak

VELKA : Ottoman Turkish

(C.: Velkât) Vurmak

VELKALEMİ : Ottoman Turkish

Kalem hakkı için. Kaleme yemin olsun

VELLAS : Ottoman Turkish

Kurt

VELM : Ottoman Turkish

Ulaşmak, yetişmek. * Toplanmak, cem'olmak

VELS : Ottoman Turkish

"Ahd, yemin, söz. "" Az nesne. * Vurmak."

VELSAN : Ottoman Turkish

Birbirinin boyunlarına el atarak yürüme

VELU' : Ottoman Turkish

Bir şeye fazla düşkün olan

VELUD : Ottoman Turkish

Çok doğuran kadın. * Mc: Çok eser veren kimse

VELVAL : Ottoman Turkish

Üzüntü ile ağlama. Ağlayıp inleme

VELVELE : Ottoman Turkish

Gürültü, patırtı. Birbirine karışık bağrışmalar. Şamata

VELVELE : Ottoman Turkish

gürültü, patırtı, şamata

VELVELE-ENDÂZ : Ottoman Turkish

f. Gürültü patırtı eden. Gürültücü

VELVELE-ENGİZ : Ottoman Turkish

f. Gürültü koparan, gürültü çıkaran

VELY : Ottoman Turkish

Birbiri ardı sıra gelme. Tâkib etme. * Çıkma. Olma. * Yaz yağmurundan sonra olan yağmur. * Yakınlık

VELÂDET : Ottoman Turkish

doğma, dünyaya gelme

VELÂYET : Ottoman Turkish

velîlik, ermişlik

VELÂYÂT : Ottoman Turkish

velîlikler

VELÎ : Ottoman Turkish

sahip, gözetici, koruyucu

VELÎAHD : Ottoman Turkish

padişah adayı

VELÎME : Ottoman Turkish

düğün yemeği

VELÎNÎMET : Ottoman Turkish

nimet veren

VELÎYYULLAH : Ottoman Turkish

Allahın velî kulu

VELÛD : Ottoman Turkish

pek verimli