Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ZAVARİB : Ottoman Turkish

Nabız damarları

ZAVİYE : Ottoman Turkish

"Köşe. * Küçük tekke. * İki çizginin birleşmesi ile hasıl olan köşe, şekil. * Mat: Birbiriyle kesişen iki satıh veya iki çizginin birleştiği yerde meydana gelen açıklık. Açı. Açı ölçü birimi 360 eşit parçaya bölündüğü takdirde ""derece"", 400 eşit parçaya bölündüğü takdirde ""grat"" tır."

ZAVİYETÂN (ZAVİYETEYN) : Ottoman Turkish

İki zaviye. İki açı

ZAY'A : Ottoman Turkish

(C: Zıyâ') Geliri olan bina. * Tarla. Çiftlik. * Binasız arsa

ZAY'AT : Ottoman Turkish

Kaybolma, kaybetme

ZAYA' : Ottoman Turkish

Elden çıkma, yok olma

ZAYAN : Ottoman Turkish

Yasemin çiçeği

ZAYF : Ottoman Turkish

Misafir. Gelip geçen

ZAYH : Ottoman Turkish

Çok sulu süt

ZAYİ' : Ottoman Turkish

(Ziya'. dan) Elden çıkan. Kaybolan. Yitik. Zarar, ziyan

ZAYİG : Ottoman Turkish

Mail, eğik, eğilmiş

ZAYİGA : Ottoman Turkish

Meyledici, eğilen

ZAYİL : Ottoman Turkish

Uzun etekli gömlek. * Uzun kuyruklu at. (Müe: Zâyile)

ZAYİÂT : Ottoman Turkish

Zarar ve ziyanlar. Yitikler

ZAYR : Ottoman Turkish

Mazarrat, ziyan

ZAYVEN : Ottoman Turkish

(C.: Zayâvin) Yaban kedisi. * Erkek kedi. * Hırçın ve vahşi adam

ZAYÎÂT : Ottoman Turkish

kayıplar, zararlar

ZE : Ottoman Turkish

Kur'an alfabesinde onbirinci harftir ve ebcedi kıymeti 7'dir

ZE'A' : Ottoman Turkish

Bölükler, fırkalar

ZE'B : Ottoman Turkish

Ayıp. * Reddetmek. Hor ve hakir etmek, kepaze yapmak

ZE'C : Ottoman Turkish

şiddetle emme, yutma. * Doldurmak

ZE'M : Ottoman Turkish

Katı, şiddetli, şedid. * Hacet, ihtiyaç. * Mevt, ölüm

ZE'ME : Ottoman Turkish

Şiddetli ses, çığlık. * İhtiyaç, hâcet

ZE'R : Ottoman Turkish

Kerih görmek. İğrenmek. Nefret etmek

ZE'R (ZEİR) : Ottoman Turkish

Arslan kükremesi. * Çağırmak ve kükremek mânâsına mastar