Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ZİYAF : Ottoman Turkish

(Zeyf. C.) Kalp ve silik paralar. Karışık akçeler

ZİYAFE : Ottoman Turkish

Merdut olmak. * Tenbel. * Değişmek

ZİYAFET : Ottoman Turkish

Karışık ve değişik olma

ZİYAFEŞAN : Ottoman Turkish

f. Işık saçan, ziya saçan

ZİYAİ : Ottoman Turkish

(Ziyaiyye) Işığa ait. Ziyaya dair ve mensub olan

ZİYAL : Ottoman Turkish

Uzun kuyruklu at

ZİYAME : Ottoman Turkish

Ayıplı olmak

ZİYAN : Ottoman Turkish

f. Zarar, ziyan, kayıp, hasar

ZİYANİSAR : Ottoman Turkish

(Ziya-nisâr) f. Işık saçan, ışık serpen

ZİYANKÂR : Ottoman Turkish

f. Zarar veren, ziyancı. Zarar ve ziyan edici

ZİYAPAŞ : Ottoman Turkish

f. Işık ve aydınlık veren. Ziya saçan

ZİYAR : Ottoman Turkish

Yavşa denilen nesne. (Baytarlar) onunla davar dudağını kıstırıp zebun ederler

ZİYARE : Ottoman Turkish

Meşhur, şöhretli

ZİYARET : Ottoman Turkish

Görüşmeğe gitmek. Bir kimseyi görmeye varmak

ZİYARET-GÂH : Ottoman Turkish

f. Ziyaret yeri. * Türbe. Makbul ve dine büyük hizmeti olan ve veli tanınanların kabrinin bulunduğu yer

ZİYY : Ottoman Turkish

(C.: Ezyâ) (Zeyy) Dış görünüş. * Libas. Kılık, kıyafet. Hey'et

ZİYY : Ottoman Turkish

dış görünüş, kıyafet

ZİYÂ : Ottoman Turkish

ışık, nur, aydınlık

ZİYÂDE : Ottoman Turkish

artan, çok bol

ZİYÂDÂR : Ottoman Turkish

ışıklı, parlak

ZİYÂFET : Ottoman Turkish

olca yedirip içirme

ZİYÂFETGÂH : Ottoman Turkish

ziyafet yeri

ZİYÂN : Ottoman Turkish

zarar

ZİYÂRET : Ottoman Turkish

görmeye gitme

ZİYÂRETGÂH : Ottoman Turkish

ziyaret yeri