Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ÖRFÎ İDARE : Ottoman Turkish

(İdare-i örfî) Askerî kuvvete ihtiyacı gerektiren ve cemiyet hayatında zuhur eden müşkil hallerde vaktin icablarına göre ve vaziyet düzelinceye kadar sivil idare yerine askeri idare konması. Sıkı yönetim

ÖZÜR : Ottoman Turkish

Bir kusurun afvı için gösterilen sebep. * Bahane, sebep. * Mâni, engel. Kusur, nakise, sakatlık. * Fevz. Zafer. * Bir adamın kusur ve kabahatinin çok olması. * Fık: Abdesti bozucu ve devamlı olan şey

ÖZÜRHÂH : Ottoman Turkish

f. Özür dileyen. Özür dileyerek affını isteyen

ÖŞR-Ü MİŞAR : Ottoman Turkish

Onda birin onda biri, yâni yüzde bir

ÖŞR-Ü MİŞAR-I AŞİR : Ottoman Turkish

Binde bir

ÖŞÜR : Ottoman Turkish

Ondalık, onda bir. Mahsullerden, Kur'an-ı Kerim hükümlerince onda bir olarak alınan zekât

ÜBAB : Ottoman Turkish

Şiddetli ve taşkın sel suyu

ÜBATİR : Ottoman Turkish

Akrabasını arayıp sormayan kişi

ÜBBEHET : Ottoman Turkish

Ululuk, büyüklük, azamet

ÜBEYD : Ottoman Turkish

(Abd. dan) Kölecik, kulcağız

ÜBHET : Ottoman Turkish

(Bak: Übbehet)

ÜBNE : Ottoman Turkish

(C.: İben) Ağaç boğumu

ÜBUD : Ottoman Turkish

Ürkmek

ÜBÜLLE : Ottoman Turkish

Basra yakınında bir harap şehir. * Bir miktar hurma

ÜBÜVVET : Ottoman Turkish

(Eb. den) Babalık, atalık

ÜBÜVVETEN : Ottoman Turkish

Babalık sıfatıyla. Atalık cihetiyle

ÜCAC : Ottoman Turkish

Tuzlu, acı su

ÜCAHİN : Ottoman Turkish

(C: Acâhine) Hizmetkâr. * Aşçı. Dost. * Deyyus

ÜCEM : Ottoman Turkish

(Ecme. C.) Sık ağaçlık yerler

ÜCRA : Ottoman Turkish

"f. Pek uçta ve kenarda olan. Uzak. (Bu kelime, Arapça zannedilerek ""hücra"" yazılması yanlıştır.)"

ÜCRET : Ottoman Turkish

Hizmet karşılığı verilen şey

ÜCUM : Ottoman Turkish

Kale

ÜCUN : Ottoman Turkish

Suyun renginin ve tadının bozulması

ÜCUR : Ottoman Turkish

(Ecir. C.) Ecirler, sevablar

ÜCURAT : Ottoman Turkish

(Ücret. C.) Ücretler