Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İHNET : Ottoman Turkish

Gazap, öfke. Hiddet. * Kalb katılığı. * Kin bağlamak

İHRA' : Ottoman Turkish

Eksiltme, azaltma, noksanlaştırma

İHRAB : Ottoman Turkish

Kaçma zorunda bırakma. * Çalışma, azmetme, didinme

İHRAC : Ottoman Turkish

Çıkarmak. Dışarı atmak. Fazla malı başka memlekete göndermek. İstifade için meydana koymak

İHRACAT : Ottoman Turkish

(İhrâc. C.) Memleketteki fazla malı başka memlekete göndermek, satmak. * Çıkarmalar. İhraç etmeler

İHRAK : Ottoman Turkish

Akıtma, dökme

İHRAK Bİ-N-NAR : Ottoman Turkish

Ateşte yakma

İHRAK-I DÜMU' : Ottoman Turkish

Gözyaşı akıtma, ağlama

İHRAKAN : Ottoman Turkish

Yakmak suretiyle

İHRAM : Ottoman Turkish

Hacıların örtündükleri dikişsiz elbise. * Yün yaygı. Büyük yün çarşaf. * Fık: Hac veya umreyi yada her ikisini eda etmek için mübah olan şeylerden bazılarını nefsine menetmek ve onlardan sakınmak

İHRAS : Ottoman Turkish

Dilsiz olmak. Dilsiz kalmak

İHRAZ : Ottoman Turkish

Nail olmak. Erişmek. * Kazanmak. Kesbetmek. * Birisini güzel bir surette korumak

İHRİZ : Ottoman Turkish

Bitkin, dermansız. Kımıldanmağa ve bir şey yapmağa hâli ve mecâli olmayan

İHSA : Ottoman Turkish

Saymak. Sayılmak. İstatistik, sayım. * Kandırmak, aldatmak. * Zaptetmek. * Ezber etmek. * Fehmetmek. İdrâk eylemek

İHSA' : Ottoman Turkish

Yalnız bir ilim ve san'at dalıyla meşgul olup, o hususda ihtisas yapıp terakki etme. Husyelerini çıkarma, iğdiş etme, eneme, erkekliğini giderme

İHSAB : Ottoman Turkish

Ucuzlama, fiattaki azalma

İHSAD : Ottoman Turkish

Ekin veya ot biçme veya biçtirme. Hasâd etme

İHSAİYAT : Ottoman Turkish

İstatistik. İstatistiğe ait mâlumatı toplama ilmi

İHSAN : Ottoman Turkish

İyilik, lütuf, bağışlamak. * Sahilik etmek, cömertlik yapmak. * Allah'ı görür gibi ibadet etmek. * Güzel bilmek. Güzel eylemek

İHSAN-DİDEGÂN : Ottoman Turkish

(İhsandide. C.) İyilik görmüş olanlar, bahşiş almış kimseler, minnettar bulunanlar

İHSANAT : Ottoman Turkish

(İhsan. C.) İhsanlar, lütuflar

İHSANDİDE : Ottoman Turkish

(C.: İhsandidegân) f. İhsan görmüş, bağış almış. Birinin lütfunu görmüş, minnettar

İHSANEN : Ottoman Turkish

İhsan suretiyle. Bağışlayarak, lütuf ve iyilik ederek

İHSANNAME : Ottoman Turkish

f. Edb: İltifat mektubu. İltifat ve tahsini hâvi yazılan mektub

İHSANPERVER : Ottoman Turkish

f. İhsan edici. İyiliği çok sever.(İhsan ihsandır, eğer nev'e olsa veya muhtaca ve fakire olsa. Sehavet o vakit tam sehavettir, eğer millet için olsa, yahut milleti tazammun eden bir ferde olsa güzeldir. Şayet muhtaç olmayan şahsa olsa, şahsı tembel eder. Çingeneliğe alıştırır. Elhasıl, millet bâkidir, fert fâni!) (Münazarat)