Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İNA' : Ottoman Turkish

Yemiş toplama zamanı gelme

İNABE : Ottoman Turkish

Günahları terk ile Hakka dönüş. Hakka tâbi bir mürşide bağlanmak. (Hakk'a ikbal ü teveccüh ve âyât-ı hakkı teemmül ile tevbedir ki, asl-ı hakikatı hayır nöbetine girmek demektir.) (E.T.)

İNAD : Ottoman Turkish

Israr, muannidlik, ayak direme, dediğinden vazgeçmeme

İNADEN : Ottoman Turkish

İnad olsun diye. Tersine olarak

İNADİYE : Ottoman Turkish

Eşyanın hakikatlarını, varlığını inkâr eden bir zümre. (Bak: Sofizm)

İNAF : Ottoman Turkish

Bir kimseyi, bir şeyden vazgeçirmeğe çalışmak

İNAHA : Ottoman Turkish

(Deve) Çökerme

İNAK : Ottoman Turkish

Sözüne inanılır, itimat edilebilir, mutemed.* Müsteşar, müşavir. * İstişare, re'y

İNAKA : Ottoman Turkish

Aşırı güzelliği ve câzibedarlığı ile hayret verme

İNALE : Ottoman Turkish

Kavuşturma, vâsıl etme, nâil etme, ulaştırma. * Yemin, kasem, and. * İhsanda bulunma, bağışta bulunma

İNAME : Ottoman Turkish

Uyutma. * Kıtlık

İNAME-İ ETFAL : Ottoman Turkish

Çocukların uyutulması

İNAN : Ottoman Turkish

Dizgin. * İdare etme, yürütme

İNANGERDAN : Ottoman Turkish

f. Dizgin çevirme, geri dönme

İNANGİR : Ottoman Turkish

f. Dizgin yakalama. Dizgin tutma

İNANKEŞ : Ottoman Turkish

f. Dizgin çeken, hasaplı giden

İNANRİZ : Ottoman Turkish

f. Dizgin bırakmış, koşturan

İNANTAB : Ottoman Turkish

f. Dizgin çevirip dönen

İNARE : Ottoman Turkish

(Nur. dan) Nurlandırma, aydınlatma, ışıklandırma

İNAS : Ottoman Turkish

(Üns. den) Alıştırma, ünsiyet ettirme. * Görme, bilme

İNAYAT : Ottoman Turkish

(İnayet. C.) İnayetler, iyilikler, lütuflar, ihsanlar

İNAYET : Ottoman Turkish

Yardım, lütuf meded etmek. * Mühim bir işle karşılaşıp onunla meşgul olmak

İNAYET DELİLİ : Ottoman Turkish

(Bak: Delil-i inayet)

İNAYET-İ RABBANİYE : Ottoman Turkish

Allah'ın inayeti

İNAYET-İ ŞÂMİLE : Ottoman Turkish

f. Herkese ait umumi inayet ve yardım