Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ACEM : Ottoman Turkish

Arap olmayan, iranlı

ACEMCEME : Ottoman Turkish

(C: Acemcemât) Kuvvetli, muhkem deve

ACEME : Ottoman Turkish

(C: Acemât) Çekirdek. * Çekirdekten biten hurma ağacı. * Sert ve sağlam taş

ACEMİ : Ottoman Turkish

işin yabancısı, tecrübesiz

ACEMİSTAN : Ottoman Turkish

f. İran ülkesi

ACEMİYAN : Ottoman Turkish

f. (Acemi. C.) İranlılar. Acemler. * Acemiler, tecrübesizler

ACEMÂNE : Ottoman Turkish

f. Acemlere yakışır suret. Yabancı gibi

ACEMÎ : Ottoman Turkish

Tecrübesiz. * Yabancı. * Yeni. Mübtedi

ACENTE : Ottoman Turkish

(Acenta) ing. Bir vapur şirketinin her iskeledeki memuru. * Bir şirket veya idarenin diğer memleketteki vekili. * Memur veya vekilin memuriyeti ve idarehanesi

ACEZE : Ottoman Turkish

(Âciz. C) Âcizler. * Düşkünler, zayıflar

ACEZE : Ottoman Turkish

âcizler, güçsüzler

ACİB : Ottoman Turkish

Hayret veren. Şaşılacak şey

ACİBE-İ HİLKAT : Ottoman Turkish

Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan. (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi)

ACİC : Ottoman Turkish

Sesi yükseltmek

ACİL : Ottoman Turkish

Sonraya bırakılmış. Bir vâdeye bağlı. * Ahiret

ACİN : Ottoman Turkish

Rengi ve tadı değişmiş pis su

ACİNİYET : Ottoman Turkish

Mâcun halinde olma. Hamur gibi yoğurulmuş olma

ACİNİYYET : Ottoman Turkish

mâcun halinde olma, yoğurulmuşluk

ACİNÎ : Ottoman Turkish

Hamur gibi yoğurulmuş, macun kıvamında

ACİR : Ottoman Turkish

Elindekini başkasına kiralayan. Kiraya veren

ACİYY(E) : Ottoman Turkish

(c: Acâyâ) Anası öldüğünden, başka kimsenin sütüyle beslenen çocuk. * Anası sütünü vermeyip yemeği öğrettiği çocuk

ACİŞ : Ottoman Turkish

f. Üşüme, soğuktan üşüme

ACLED : Ottoman Turkish

Yoğurt

ACLEZ : Ottoman Turkish

Kavi, sağlam nesne

ACM : Ottoman Turkish

(C: Ucum) Beş yaşına girmemiş deve. * Kuyruk dibi. * Isırmak