Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ADEM-İ EMNİYET : Ottoman Turkish

Emniyetsizlik. Güvensizlik

ADEM-İ HÂRİCÎ : Ottoman Turkish

"İlm-i İlâhide mevcud olup, maddi vücudu olmayan.(Adem-i mutlak zaten yoktur; çünkü bir ilm-i muhit var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın. Dâire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i hâricidir ve vücud-u ilmiye perde olmuş bir ünvandır. Hatta bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik ""A'yan-ı sâbite"" tabir etmişler. Öyle ise, fenaya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mâneviye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fani olanlar, vücud-u hâricîyi bırakıp; mâhiyetleri bir vücud-u mânevi giyer, dâire-i kudretten çıkıp dâire-i ilme girer. M.)"

ADEM-İ İHTİLÂF : Ottoman Turkish

Birlik. Beraberlik. Uyuşma. Anlaşma

ADEM-İ İKTİDAR : Ottoman Turkish

İktidarsızlık. Güçsüzlük. Kuvvetsizlikten gelen hastalık

ADEM-İ İMKÂN : Ottoman Turkish

İmkânsızlık. Mümkün olmayış

ADEM-İ İNKÂR : Ottoman Turkish

İnkâr etmeme. İnkârsızlık

ADEM-İ İSTİMA' : Ottoman Turkish

Huk: Mahkemede dâvanın dinlenmemesi

ADEM-İ İTİKAD : Ottoman Turkish

İtikatsızlık

ADEM-İ İTİLÂF : Ottoman Turkish

Ülfetsizlik, anlaşmazlık

ADEM-İ İTTİFAK : Ottoman Turkish

İttifaksızlık. Uyuşmazlık

ADEM-İ İTÂAT : Ottoman Turkish

İtâatsizlik, emri dinlememek

ADEM-İ KABUL : Ottoman Turkish

İsbatı tasdik etmemek. Şek, hükümsüzlük. İman hükümlerini lâkaydlıkla karşılamak, nefy ve inkâr etmek, kabul etmemek, göz kapamak gibi câhilâne bir hükümsüzlük. Bir terk, bir cehl-i mutlak. (Kabul etmemek başkadır. İnkâr etmek başkadır. Adem-i kabul, bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. Bu surette, çok muhal şeyler onun içinde gizlenebilir. Onun aklı, onlarla uğraşmaz. Amma inkâr ise: O adem-i kabul değil, belki o kabul-ü ademdir, bir hükümdür. Onun aklı, hareket etmeye mecburdur. M.) (Bak: Kabul-i adem)

ADEM-İ KİFÂYET : Ottoman Turkish

Kifâyet etmeme, kâfi gelmeme, yetmezlik

ADEM-İ MERKEZİYYET : Ottoman Turkish

Bir idâri taksimattaki parçaların (vilâyet, belediye ve köy) muayyen hususlarda kendi kendilerine idare yetkileri. Bir yere bağlı olmaksızın veya bir yerden idare edilmeksizin olan muamele. Bütün kısım ve şubelerin kendi kendilerini idare tarzı

ADEM-İ MES'ULİYET : Ottoman Turkish

Mes'uliyetsizlik, sorumsuzluk

ADEM-İ MEVCUDİYYET : Ottoman Turkish

Yokluk. Olmama

ADEM-İ MUVAFAKAT : Ottoman Turkish

Râzı olmayış, muvâfakat etmeme

ADEM-İ MÜBÂLÂT : Ottoman Turkish

Dikkatsizlik

ADEM-İ MÜDÂHALE : Ottoman Turkish

Karışmamazlık

ADEM-İ MÜSÂADE : Ottoman Turkish

İzinsizlik, müsaadesizlik

ADEM-İ SALÂHİYET : Ottoman Turkish

Salâhiyetsizlik, yetkisizlik

ADEM-İ SIRF : Ottoman Turkish

Yokluk. Mutlak yokluk

ADEM-İ TA'KİB : Ottoman Turkish

Takibsizlik. * Huk: Muhakemeye lüzum görmemek

ADEM-İ TAHAYYÜZ : Ottoman Turkish

Boşlukta yer kaplamamak. Mekândan münezzeh oluş. Yer ile bağlı olmamak. Hacmi olmayış

ADEM-İ TAKAYYÜD : Ottoman Turkish

Kayıtsızlık. Bir şeye bağlı olmayış. Kıymet vermemek. Üzerine almamak