Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
AHLÂKIYYUN : Ottoman Turkish

"Ahlâk ilmi ile uğraşan âlimler; bunlar iki kısımdır. Bir kısmı ahlâk-ı hasene olan İslam ahlâkını telkin eder, diğer kısmı ise, dine tâbi olmayan ve hakiki ahlâkı bulamamış olanlardır."

AHLÂKIYYÂT : Ottoman Turkish

Ahlâk ilmi ve düsturlarını ve bunların vasıflarını ve tatbiklerini inceleyen, öğreten ilim. * Ahlâk ve terbiye ile alâkalı ders ve bahisler

AHMA : Ottoman Turkish

(Hamâ. C.) Kayın biraderler

AHMAK : Ottoman Turkish

(Humk. dan) Pek akılsız, sersem, şaşkın. Anlayışsız

AHMAK : Ottoman Turkish

akılsız, budala

AHMAK-UL HUMAKA : Ottoman Turkish

Ahmakların en ahmağı

AHMAKANE : Ottoman Turkish

f. Ahmakçasına, ahmak olana yakışır şekilde

AHMAKANE : Ottoman Turkish

ahmakça, budalaca

AHMAKİYET : Ottoman Turkish

Ahmaklık, akılsızlık

AHMAKÎ : Ottoman Turkish

Akılsızlık, ahmaklık

AHMAL : Ottoman Turkish

(Haml. C.) Yükler. * Ağır şeyler. Eşya, ağırlık

AHMAL Ü ESKAL : Ottoman Turkish

Ağır yükler

AHMAS : Ottoman Turkish

(Hums. C.) Beşte birler, humslar

AHMAS-ÜL KADEM : Ottoman Turkish

Ayak tabanı

AHMED : Ottoman Turkish

çok hamdeden, övülmeye en lâyık olan

AHMED İBN-İ HANBEL : Ottoman Turkish

(Bak: Hanbelî, İmam-ı Hanbel)

AHMED-İ BEDEVÎ : Ottoman Turkish

"(Seyyid) (Hi.
675) Mısır'ın en büyük velilerindendir. Hz. Ali neslinden gelir. Bir çok lâkabı vardır. Ona Afrika bedevileri tarzında (yüzü örten peçe) taşıdığından dolayı (el-Bedevi) deniyordu. 626 yılına doğru onda deruni bir tahavvül vukua geldi. Yedi kıraat üzere Kur'an okudu ve Şafii fıkhı tahsil eyledi. Kendisini ibadete vakfeyledi ve kendisine yapılan izdivaç teklifini reddeyledi. Berlindeki bir yazmada bu hususta şunlar yazılıdır: ""Cennet hurilerinden başka hiçbir kadın ile evlenmemeğe ahdettim."" Kerametler ve harikalar göstermiştir. Geceleri Kur'an okumak âdeti idi. Aktab-ı Erbaa'dandır. (R.A.)"

AHMED-İ FÂRUKÎ : Ottoman Turkish

"(Hi.
1034) (İmam-ı Rabbanî) Hz. Ömer (R.A.) ahfadından olduğundan Fârukî denilmiştir. Kendisi demiştir ki: ""Hakaik-i imaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmata tercih ederim."" Hem demiş ki: ""Bütün tarikatların nokta-i müntehası hakaik-i imâniyenin vuzuh ve inkişâfıdır."" Bu zatın büyük ve çok kerametleri görülmüş ve müceddidiyet vazifesini bihakkın ifâ etmiştir. Nakşi tarikatının kahramanı ve bir güneşi hükmünde olduğu Risale-i Nur'dan ""Mektubat"" isimli eserde mezkurdur. (R.A.) (Bak: Müceddid)"

AHMED-İ MUHTAR : Ottoman Turkish

Hz. Muhammed (A.S.M.) Efendimiz

AHMED-İ RÜFÂÎ : Ottoman Turkish

(Hi:
578) Büyük bir veliyullahtır. Pek çok kerametleri görülmüştür. İmam-ı Musa Kâzım Hazretlerinin evlâtlarından olup, dine büyük hizmetler etmiştir. (R.A.)

AHMED-İ SÜNUSÎ : Ottoman Turkish

(Bak: Sünusî)

AHMER : Ottoman Turkish

Kırmızı

AHMER : Ottoman Turkish

kırmızı

AHMES : Ottoman Turkish

Kuvvetli, yiğit. Kahraman, cesur, şecaatli, bahadır

AHMEZ : Ottoman Turkish

Daha metin, daha sağlam, daha çetin