Turkish
ASUF : Ottoman Turkish
(Asf. dan) Çok zulüm eden. Çok zâlim
ASUL : Ottoman Turkish
Gururlu, mütekebbir, zâlim kimse
ASUM : Ottoman Turkish
Obur, açgözlü, arsız
ASUMAN : Ottoman Turkish
f. Gökyüzü. Semâ. * Felek
ASUMANÎ : Ottoman Turkish
Beşerî olmayan. Semavî olan. Göğe âit ve müteallik
ASVA : Ottoman Turkish
Sırtlan. * Yaşlı kadın
ASVAD : Ottoman Turkish
(C.: Asâvid) Büyük emir
ASVAT : Ottoman Turkish
(Savt. C.) Sesler
ASVEB : Ottoman Turkish
(Sâib. den) En doğru ve iyisi. Çok isabetli
ASVEB-İ AKVÂL : Ottoman Turkish
Kavillerin en muhkemi, sözlerin en doğrusu
ASVİNE : Ottoman Turkish
(Sunvân. C.) Elbise koymaya yarayan dolaplar. Gardroplar
ASVÂT : Ottoman Turkish
savtlar, sesler
ASY : Ottoman Turkish
İsyan, itaatsizlik
ASYA : Ottoman Turkish
Dünyadaki kıt'aların en büyüğü. * f. Değirmen. (Bak: As)
ASYAF : Ottoman Turkish
(Sayf. C.) Yaz mevsimleri
ASYAR : Ottoman Turkish
Dayanmak. * Sürçmek
ASÂ : Ottoman Turkish
"(Fiil veya harftir) Ümid veya korku bildirir. Şek ve yakin manalarına delalet eder; (ola ki, şayet ki, meğer ki, olur, gerektir) manalarına gelir. (Kâde) $ fiiline benzer. Ekseri, (lâkin) (leyte) mânasına temenni için kullanılır. Hitab-ı İlahî kısmında yakîn ve vücubu ifade eder."
ASÂ : Ottoman Turkish
aston, sopa, değnek
ASÂ-YI MUSÂ : Ottoman Turkish
Hz. Mûsânın (A.S.) Asâsı. * Kafir sihirbâzları Cenab-ı Hakkın izniyle mağlub eden ve taşa vurduğunda hemen Cenab-ı Hakkın izni ile su çıkaran Hz. Mûsânın (A.S.) mucizeli değneği. Bu mucizeye teşbih olarak, her bir zerrede ve her şeyde Allahın (C.C.) varlığını, birliğini ve kudsi sıfatlarını isbat ederek imân âb-ı hayatını gösteren ve bununla kâfirleri mağlub eden, ehl-i mekteb ve ehl-i felsefeye çok lüzumu bulunan Risale-i Nur külliyatından bir eserin adı.(... Kur'andan tavr-ı kalbe ilham edilen Asâ-yı Musa gibi, mânevi bir asâ ihsan edilmiştir. Bu asâ ile, kitab-ı kâinatın herhangi bir zerresine vurulursa, derhâl mâ-i hayat çıkar. Çünki, müessir ancak eserde görünebilir. Mânevi asansör hükmünde olan murâkabeler ile mâ-i hayatı bulmak pek müşküldür. Vesaite lüzum gösteren ehl-i nazar ise, etraf-ı âlemi arşa kadar gezmeleri lâzımdır. Ve o uzun mesâfede hücum eden vesveselere, vehimlere, şeytanlara mağlub olup caddeden çıkmamak için, pekçok bürhanlar, alâmetler, nişanlar lâzımdır ki yolu şaşırtmasınlar. M.N.)
ASÂB : Ottoman Turkish
Geyik, gazâl
ASÂKİR : Ottoman Turkish
askerler
ASÂKİR-İ BAHRİYYE : Ottoman Turkish
Bahriyeliler. Deniz askerleri
ASÂKİR-İ BERRİYYE : Ottoman Turkish
Kara askerleri
ASÂKİR-İ MUNTAZAMA : Ottoman Turkish
Ordu askeri
ASÂKİR-İ MUVAHHİDÎN : Ottoman Turkish
Allahın birliğine inanan askerler. İslâm ordusu
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani