Turkish
BASAL-İ HARİF : Ottoman Turkish
Acı soğan
BASALA : Ottoman Turkish
Tıb: Vücudun her hangi bir yerinde yaradılıştan olan kabartı
BASAR : Ottoman Turkish
"(C.: Ebsâr) Görme duygusu. * Kalble hissetme. Kalb gözü. * Gözün görmesi. * İdrak. Fikir. * İlm-i Kelâm'da: Kendi şânına lâyık bir vecih ile Cenab-ı Hakk'ın ""görme sıfatı""dır. Kâinatta hiçbir şey O'nun görmesinden hâriçte kalamaz."
BASAR : Ottoman Turkish
göz, görme hissi
BASARET : Ottoman Turkish
(Bak: Besaret)
BASARÎ : Ottoman Turkish
(Basar. dan) Görüşle ilgili olan, görmeye ait
BASARIK : Ottoman Turkish
Çulha tezgâhının ayaklığı. * Piyano ayaklığı gibi çifte ayaklık
BASBASA : Ottoman Turkish
Dalkavukların nefret edilecek hâlleri, tabasbusları, yaltaklanması. * Köpeğin, kuyruğunu sallayarak sokulması
BASİ' : Ottoman Turkish
(C.: Busu') Ter
BASİA : Ottoman Turkish
Çok kırmızı dudak
BASİK : Ottoman Turkish
Gövde damarı. (Dirsek içinde bulunan üç damarın aşağısında olandır.)
BASİKA : Ottoman Turkish
Su ile tamamen dolu olan kuyu
BASİL : Ottoman Turkish
Kahraman, cesur, yiğit kimse. * Fena, sert, kırıcı, kötü söz. * Haram olan şey. * Güzel olmayan, çirkin kimse
BASİLE : Ottoman Turkish
Bir nevi soğan. Bir soğan çeşidi
BASİM : Ottoman Turkish
(Besm. den) Güleryüzlü, şen kimse
BASİNE : Ottoman Turkish
Ekincilerin sabanı. * Sanat ehlinin âletleri. * Kaba çuval
BASİR : Ottoman Turkish
Basiret sâhibi ve anlayışlı olan. Hakikatları anlayan. En iyi ve en çok anlayışlı. Kalb gözü ile gören. * İt, köpek, kelp
BASİRANE : Ottoman Turkish
f. Görerek. Bilerek. Basiret sahibine yakışır halde
BASİRET : Ottoman Turkish
Hakikatı kalbiyle hissedip anlama. Kalbde eşyanın hakikatlarını bilen kuvve-i kudsiyye. Ferâset. İm'ân-ı dikkat. * İbret alınacak hidâyet sebepleri. Beyyine. Hüccet. * Bir evin iki tarafının arası. * Yer üstündeki kan. (Bak: Süveydâ-i kalb)
BASİRET-İ KALB : Ottoman Turkish
Gönül uyanıklığı. Kalb basireti
BASİRET-KÂR : Ottoman Turkish
f. Basiretli, ferâsetli, önceden gören
BASİRET-KÂRÎ : Ottoman Turkish
Basiretlilik, önceden görmeklik
BASİT : Ottoman Turkish
Kıymetsiz. * Geniş * Yaygın olan. * Mücerred ve münferid olup, mürekkeb ve müellef olmayan. * Neş'eli. Güleryüzlü. Düz, arızasız, engelsiz. * Edb: Aruz vezinlerinden biri
BASİT : Ottoman Turkish
sade, düz, bölünmez
BASİT KESİR : Ottoman Turkish
Sûreti (payı), mahrecinden (paydasından) küçük kesir. 2/5 gibi
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani