Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
BEVARİH : Ottoman Turkish

(Bârih. C.) Şiddetli sıcaklar ve şiddetli rüzgârlar ki, adına Samyeli denir

BEVARİK : Ottoman Turkish

(Bârika. C.) Şimşek ve yıldırım parıltıları. * Parıltılar, gözleri kamaştırıcı olan şeyler

BEVAS : Ottoman Turkish

f. Sıkıntı, keder, mihnet, elem, dert, kaygı, gam. * Yokluk

BEVASİR : Ottoman Turkish

(Bâsur. C.) Mayasıllar, basurlar

BEVATİR : Ottoman Turkish

(Bâtire. C.) Keskin, çok kesen kılıçlar

BEVATIL : Ottoman Turkish

(Bâtıl. C.) Batıllar, hurafeler. Hak olmayanlar, sahteler

BEVATIN : Ottoman Turkish

(Bâtın. C.) Gizli ve kapalı şeyler. Aşikâr olmayan şeyler. (Zıddı: Zevahir'dir.)

BEVAŞE : Ottoman Turkish

Çiftçilerin harman savurmakda kullandıkları çatal şeklindeki tahta kürek, yaba

BEVB : Ottoman Turkish

Menetmek

BEVBAT : Ottoman Turkish

Sahra, çöl, geniş kumluk araziler

BEVC : Ottoman Turkish

Berk, şimşek. * Yorulma. * Bağırma, haykırma

BEVD : Ottoman Turkish

Kuyu

BEVE' : Ottoman Turkish

Geri çekmek. * İkrar etmek. * Lâyık olmak

BEVG : Ottoman Turkish

Üstünlük, galibiyet, galib gelme

BEVGA : Ottoman Turkish

Yumuşak toprak

BEVH : Ottoman Turkish

Lânet etme, beddua etme, söğme. * Haberli olma. * Düşünme

BEVİŞ : Ottoman Turkish

f. Tahmin, farzetme

BEVJ : Ottoman Turkish

f. Şiddetli kasırga, su çevrintisi, girdap

BEVK : Ottoman Turkish

Fenalık, düşmanlık, keder ve belâ meydana getirme. * Musibet, felâket. * İzinsiz ve habersiz olarak bir yere aniden çıkagelme. * Çalıp çırpma. * Yalan söz. * Boşboğaz (adam). * Şiddetli yağmur

BEVKA' : Ottoman Turkish

Kargaşalık, karışıklık

BEVL : Ottoman Turkish

Sidik, idrar

BEVL : Ottoman Turkish

sidik

BEVLE : Ottoman Turkish

Çok işeyen adam. * Kız çocuğu

BEVLİYE : Ottoman Turkish

Tıb: İdrar yolları ve böbrek hastalıkları. Bu hastalıkların teşhis ve tedavisiyle uğraşan tıp dalı. (Üroloji)

BEVN : Ottoman Turkish

İki şey arasındaki mesafe. Uzaklık. * Fazilet, meziyet