Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
BİKR-İ FİKİR : Ottoman Turkish

f. İlk olarak söylenen fikir

BİKR-İ MAZMUN : Ottoman Turkish

İlk def'a söylenmiş mazmun. (Bak: Mazmun)

BİL : Ottoman Turkish

" ""ile"" mânâsına ön ek."

BİL'ASALE : Ottoman Turkish

Bizzat. Kendisi. Eli ile. Başkasını vâsıta etmeden. Asâleti ile

BİL'AYAN : Ottoman Turkish

Açık olarak. Meydanda olarak

BİL-GUDUVV-İ VE-L-ÂSÂL : Ottoman Turkish

Sabah ve akşam

BİL-HASSA : Ottoman Turkish

Hususi olarak, mahsus, özellikle

BİL-HAYR : Ottoman Turkish

Uğurlu olarak, hayırla

BİL-İCMA : Ottoman Turkish

İcma ile. (Bak: İcma')

BİL-İLTİZAM : Ottoman Turkish

Bile bile. Bir şeyi doğru ve lüzumlu görüp taraftar olmakla

BİL-İMTİSAL : Ottoman Turkish

Uyarak, imtisal ederek

BİL-İSTİKLAL : Ottoman Turkish

Başlıbaşına, istiklâl üzere

BİL-İŞTİRAK : Ottoman Turkish

Birleşerek, ortaklaşa

BİL-MÜNAVEBE : Ottoman Turkish

Değişerek, nöbetleşe

BİL-UMUM : Ottoman Turkish

Bütün, tamamı, hep

BİL-ITLAK : Ottoman Turkish

Mutlak olarak. Hiçbir şeye bağlı olmaksızın. (Bak: Itlak)

BİLABİL : Ottoman Turkish

Elem, keder, tasa, dert, gam. * Telâş

BİLADE : Ottoman Turkish

f. Müzevvir, fâsid, fesatçı, ispiyon eden

BİLAKİS : Ottoman Turkish

Aksine. Tersine. Zıddına

BİLAKİS : Ottoman Turkish

aksine, tersine

BİLAL : Ottoman Turkish

Siyah ve beyaz, yâni kara ile ak olmak. (Bak: Belal)

BİLAL-İ HABEŞÎ : Ottoman Turkish

Resûl-i Ekrem'in (A.S.M.) müezzini idi. Sesi çok güzeldi. Ezan okurken çokları ağlardı. Kölelikten Hz. Ebu Bekir-i Sıddîk (R.A.) satın alıp azâd etmişti. Her gazada hazır bulunmuştu. (Hi: 20) de dâr-ı bekaya göçtü. (R.A.)

BİLANÇO : Ottoman Turkish

ing. Ticarî bir müessesenin muayyen bir devre sonunda alacak verecek durumunu göstermek üzere meydana getirdiği cetvel. * Mc: Herhangi bir işte belirli bir müddet sonundaki iyi ve kötü neticelerin karşılıklı durumu

BİLASÂLE : Ottoman Turkish

aracısız, vasıtasız

BİLAZ : Ottoman Turkish

Kaçkın kimse. * Yemeği doyana kadar yiyen. * Kısa boylu adam